Upuzun bir yol var ufukta biten,
Yürürüz o yolda bir can ver bir de ten.
Ömür sanırız ama zamandır yiten,
Ufuktan sonrasını bir bilebilsek...
Gördüğümüz renk, şekil ve madde,
Ne hayasız güruhsunuz ki
Vatan sevgisini alkolle karıştırdınız
Beş taş üç molotof atmak için yallandınız
Neslinizi Akdeniz’e döktük amma
Kırıntınız içimizde kök saldınız
Aldanmayın sessizliğe
Faniyim ne de olsa arım var,
Beni kollayan elden utanırım.
Benim de elbet ahu zarım var,
Sırrımı yayacak yelden utanırım.
Güzeli gösteren göz ile kaştır,
Biz bizden geçip de batıya meylettikçe,
Aklımız karıştı, fikirlerimiz yozlaştı.
Medeni olacağız diye kendimizden geçtikçe,
Sırtımızda kaftan, ayağımızda şalvarımız değişti.
Kılık kıyafeti dayatıp da bu halka zorla,
Gelmeyin kötülükler üstüme üstüme,
Benden dost olmaz sizlere.
Uzak durun yeter...
Meydan da okuyamaz oldum artık
Kötülüklere, hayınlara, iki yüzlülere ve çiyanlara,
Neredesin ey HOŞGÖRÜ,
Neredesin ey SEVGİ,
Neredesin unutulan SAYGI,
Neredesin SAĞDUYU ve İZAN?
Yok mu bir yerlerde
Yüz gram VİCDAN,
Hislerim duyarsız,
Duygularım tutarsız,
Tepkilerim umarsız,
Baygınım…
Bir dosttan ihanet görmüş gibiyim
Yoruldum elbet,
Hem de çok yoruldum…
Sevgiyi yaşayamadan
Sevgiyi anlatmaktan.
Sahiplenmediğim güzellikleri,
Sahiplerine anlatmaktan.
Baki kalan yok.
Bir susam tanesi kadar bile,
Değeri yok hiçbir şeyin dünyada.
Hiç bir şey gerçek değil aslında,
Hep kaçtığımız ecel kadar.
Bu dünyanın ne malı,
Zamanı yok eden haddeden geçiyor ömür,
Bir kızgın potada kaynayıp, eriyor zaman.
Beyinler yanıyor potada, fikirler kömür,
Bu döngü ezelden beri de, vermiyor aman.
Hammaddesi insan olan bu tarih karanlık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!