Hanbeli Erçin Şiirleri - Şair Hanbeli Erçin

Hanbeli Erçin


Boynuma bir ip dolanıyor ta gökyüzünden İçimde bir iğne pas tutmuş , kanıyorum
Adım atacak bir taş arıyorum sabaha
Seni soruyorlar
İçimde boğazı kısılmış çığlıklar
Buğdayı öğütmeye yel olamıyorum

Devamını Oku
Hanbeli Erçin

Seni artık eskisi kadar sevmiyorum, zoruma gitmiyor seni görmeden yaşamak.
İkide bir geçtiğim sokağını adımlamıyorum artık.
Sevgimi temize çekip kaldırdım. Üç gün oldu seni ellerimle söküp attığım.
Mektuplarını yakmadım bile, istersen gelir alırsın, eskiciye verdim dün sabah.
Yoruldum...
Sustuğum saatlerin hepsini kırdım.

Devamını Oku
Hanbeli Erçin

Söylenmelik kelimelerin kursağımı yırtması yutkunluğu var içimde.
İçim çok endişe, çok hüzün ve en çokta sen dolu.
Dizginleri çözülmüş özgür atların nallarında eziliyor.
En az yermiye yakın yaş çürüttüm sensiz kalmalarımda,
Kuşları öldürenler gördüm, içim kirli bir nehir.
Bir pazar kalabalığı, sesinden uzak uçurumlar.

Devamını Oku
Hanbeli Erçin

Biniyorum akıl almaz martıların çığlıklarına
Seyri alem ıcınde peşindeyim .
Biraz yorulmuş halimizi türküler besliyor
Umut medet ediyorum gözlerinde .
Yüzümüze düşen yağmur tanelerine gülümsüyoruz senle .
Daha senle çok şey görecez

Devamını Oku
Hanbeli Erçin

Zaten çok bağlanmadım dünyaya,
Gözlerim çoğunu değil senli düşlere bakardı.
Çok eşya istemedim hiç bir zaman fakat çok istedim seni.
Takıntılı demek değildir bu sevda için.
Sevdanın güzelliklerini kitaplardan öğrenmeye özendim
Yüzüme sürdüğümde ellerimi, yüreğimde çok amin sesleri duyuldu.

Devamını Oku
Hanbeli Erçin

Zamanın birinde çok sevmek.
Bir çocuk sormuştu sevmenin ölçüsü var mı diye.
Çok açım, üç gündür boğazımdan tek bir lokma sesin geçmedi.
Gözlerim gün ışığı yüzünü görmedi kaç vakittir.
Bir yerlerde solup giden güllerin kokuları sensiz çürümüş gibi geliyor.
Hava yeteri kadar doymadan bulutlara, öfkesini savuruyor şimşeklerle,

Devamını Oku
Hanbeli Erçin

Ben oradaydım, dilini bilmediğim insanlar içinde, içimde çok az kelime vardı, telaffuzum iyi değil gitme demelere...
Sesimi bastırdım avuç içlerime, dişim kan kırmızısı kelimeleri bir bir eziyordu. Düştüm, tökezleyerek yürüdüm. Durdurdular orta caddede beni, kalabalık adını pankartlarda taşıyordu. Okumayı yeni çözmüş küçük çocuklar gibi heceleyerek okudum. Yuvarlandı taşlar, kaldırımlar boşalmış kadar kalabalık vardı. Ben oradaydım, kendimi ifade edemediğim bir kaç kelime ile ne anlatabilirdim ki?
Soruları kafamda parça parça birleştirdim, asıl sorun cevaplarını nasıl bulacaktım. Yol yorgunluğu var üstümde, üstüme kırık camlar düşüyordu, kocaman pankartlar vardı, kocaman boşluklar...
Sevgili dostum, muhtemelen kayıp oldum. Ellerimi cebime koydum, yolun yokuşu ve haritasız bir düzen...
Nasıl kayboldum bilmiyorum. Aynı sokaklar aynı insanlar neden farklı düşünceler?
Sevgili dostum kaybolmak önemli değildir, kaybolduğum insanlar aynı insanlar, beni dün gece anlayan insanlar. Bugün farklı dil kullanıyorlar. Kullanmak istiyorum kendime ait yangınları kalabalık ortasında, etraf simsiyah.

Devamını Oku
Hanbeli Erçin

Bir şarkı sürüklüyor beni ölüme,
Tekrardan dirilmek ve tabuta gömülmek aynı şey bu zamanda.
Saçlarını kesen bir kadın ile, ölmüş bir adamın saçlarının dökülmesinde bir fark yok, anlıyor musun?
Kubardan bilincini kaybetmiş bir kimse sessizliği var üstümde,
Kahkahalar içinde ölmüş morg bekçisiyim.
İsmimi derin dondurucuda kalırken kaybettim. Kokuşmuş bir cesedin, akbabaların ağzına keyif vermesi dışında hiçim.

Devamını Oku
Hanbeli Erçin

Şimdi ıstıyorum
Yağmurun habercisi bulutları ,
Bize doğru inen rengarenk uçurtmalari
Dans tutan yıldız tonlarını.

Yanımda olmanı istiyorum , şimdi istiyorum

Devamını Oku
Hanbeli Erçin

Umut
Ağlamayı, becerebilsem keşke.
Yeniden doğabilsem keşke,
Saçlarımın yeniden çıkışına şahit olabilsem,
Günün erken saatlerine sığdırsam tekrardan düzenimi.
Dizimden yara alsam düşüşlerime.

Devamını Oku