Ben böyle yalnızlık görmedim
Ne güneş doğuyor ufuklardan
Ne yağmur cizeliyor
Çözemiyorum attığım kör düğümü
Yollar mesafelere bolluk vermiş
Göğsümde geçmiş zaman özlemi
Yazamıyorum ki ,
beceremiyorum satırlara acıyı dökmeyi . Sıralayamiyorum kelimeleri
,bir kargaşa ıcınde , bir telaş kaygısı .
Ben dilimde sen dışında bisi göremiyorum.
Çığlık çığlığa kalan yüreğimi ,
vuramiyorum taş duvarlara .
Kararıyor gün alacakaranlığa koşarken, zamansız çalınan bir şarkı kulağıma rüzgar gibi çarpıyor.
Özlemini yedi kat yapıp bastırıyorum göğsüme,
Yırtılıyor içime koşan mesafelerin.
Dağlamak lazım diyorum, uçuşlarda martılar egzersizler yaparken.
Acısını çöplüklerde bağıran kanatsız insanların sesinde sustum.
Ne ben bir adım atabildim ne sen bir adım, özlemler içinde ırmaklara binip gidiyoruz.
Çok yargılandım, çok kırıldım.
Boğazımda camlar parçalandı, kelimeler darıldı bana.
Sesim tek duble ile bayılacak kadar yorgun.
Çok kırıldım, tek kelime etmeden çok sustum.
İçim otoban dolusu kalabalık, ne çok yargılandım.
Ne çok özledim, nasıl öldüm gecelerde karanlıklarda.
Herhangi bir ağa takılmış sazan balığının beyninin üstündeki zardan daha kalın bizim aramizdaki mesafe.
Kopmuş içimde bütün yalnızlık hisleri, kendimce hak arıyorum senin gülüşünde.
Kimin umurunda oluyor henüz kestiremedim fakat ölüme ramak kala sancısı kopuyor içimde.
Kelimelerin suni teneffüs etmelerine kalbim artık dayanmıyor.
Biraz bıçak bilenmiş gibiyim öfkemle sen arasında.
Mesafeli konumların ac kalmış nefisleri ele geçirmiş beni.
Toprak yağsın , yağmur koksun
Arılar ötsün , kuşlar vızıldasın
Zaman imkansız olsa da gel ,
Bekliyorum, bir akşam vakti , bir gündüz Vakitlerden , saati eksik bil öyle gel
Zamana mahkum kalmadan ,
Mesela bugün gel
Kararıyor yer yüzü, çatlamış dudakların çığlıkları enkazı dile getiriyor.
Suyu kesiliyor ruhun, dalkavuk düşünceler yağmalıyor beton yığıntılarını.
Korkular gecelerden daha büyük ve daha karanlık,
Toprak kokusu ilk defa kendisi gibi kokmuyor artık,
Ölmüş insanların teşhisinde tekrardan ölüyor insan.
Şu ses kalabalığı gökyüzünü yırtarak yükseliyor.
Bir kent düşlüyorum senden yana
Bizden yana
Ritmi bize hitap melodiler eşliğinde
Düşlüyorum devrik cümleler uyağında
Bir sen düşlüyorum, adı kartanesi tadında
Bozuntuya düşmeyecek dalgınlıklar
Avazı yırtan çığlıklar , yankılanan sesler var içimde
Bir kırgınlık , tebessüm arayan gözler
Küs kalmış çocukluğum
Darbe var deprem enkazından
Uçurtma macerası çocukluğum
Bir kırgınlık var , baş ağrısı yolunda
Ellerin uzak , biraz da kırgınlık var üzerimde.
Geceler uzun , ben de yolculuk kervanı yorgunluğu.
Gözlerin uzak benden ,ah bir yetişsen.
Bir dokunsan acıyan yüreğime...
Ağlarım, senden uzak kalmış çığlık içindeki mesafelere.
Ben; çaresiz , kimsesiz kalmış ağlarım.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!