Bir sonbahar mevsimi akşamıydı bana gelişin
İçimde tarifi imkansız sevinç vardı
Çocukların hediyesi gibiydin benim için
Ellerimi çırpıyor alkışlıyor ve deliler gibi haykırıyordum
O geldi diyordum bana geldi bir başka coşkuluydum
Sanki gelen mevsim sonbahar değildi
Haykırmak istedim
Sevdaya dair barışlarımı
Yalçın dağların kar kalkmamış
Mistik kokulu tepelerine
Şikayet etmek istedim
Bütün yasanmışlıklarımı
Ölmek ruhun yaşamla dansı gibidir
Bir bakarsın doğmuşsun yaşıyorsun
Arkanı döndüğün anda yok oluyorsun
Kaş ile göz arası gibidir ölüm
Bir umutsuzluk hikayesinin anlatımıdır
Belki ani hiç kırıkla geliverir ansızın
Tek sevdiğim yalınız sensin dedim
O yok burada değil gitti dedi
Az önce gördüm geziyordu dedim
O gölgesiydi çoktan gitti dedi
Beni burada tek bırakma dedim
Sen ağlama çocuk kaldırımlar ıslanmasın
Sana bunu yapanlar mutlak sorgulanacak
Gözlerin yolları gözlerken yaş dökülmesin
Senin boynunu bükenler dar ağacında sallanacak
Sen ağlama çocuk şehidim uyuyamayacak
Gözlerinden akan yaşın bedeli alınacak
SEHITLERIMIZ VAR
SÖYLEYİN GECEYE SABAH OLMASIN
BIR DAHA ZAMAN AKMASIN
CADDELER TEKRAR AYDINLANMASIN
ÇÜNKÜ SEHITLERIMIZ VAR BIZIM
Sokak lambaları yanmıyor etraf karanlık
Sadece ayın şavkı sokağı aydınlatıyor
Bir jilet geçti elime o anda aklıma sen geldin
Bir de sensiz geçen uzun bitmek bilmeyen yıllar
Kollarını açtığını anımsar gibiyim gel diye bakıyorsun
Ne olduysa ondan sonra oldu bileklerimi kestim
Gönlümü kaptırdım bir güle
Söyleyin ona imzalasın fermanı
Sevdamın adı solmayan güle
Söyleyin ona imzalasın fermanı
Hakimim onu benzettim bir güle
Gezerim dört bir yanı
Benim sevdiğim hanı
Erzurum Sinop Vanı
Gül sevdiceğim hanı
Hasretin tüketti canı
Ne yapacağımı şaşırdım
Karşıma sanki peri kızı çıktı
O an adeta aklımı kaçırdım
Ne ara sevdaya pranga vuruldu
Dilim tutuldu kalan zamanı aşırdım
Bak deniz met vakti köpürdü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!