Bir kadın tanıdım
Karanlık hayatımın çıkmaz sokağında
Gözleri nemliydi, bakışları hüzünlü
Kırgın bir gülümseme vardı dudaklarının kenarında
Yüreği üşümüş, hayalleri kasvetli
Kırılmıştı umutları, düşmüş tek tek gözyaşlarıyla
Melankoliymiş Adı Hastalığımın
Yeni bir kelime daha duydum,
Uykusuz geçen birkaç geceden sonra.
Bana bunu yakıştırmış dostlarım;
Yorgun bir akşamüstü kokusu bu,
Hani o içini sebepsizce burkan,
Hırkanın sökülen ipi gibi hüzünlü.
Sana her şeyin yoluna gireceğini söylemeyeceğim,
Çünkü bazen yollar sadece virajdır.
Gökyüzü yine o hüzünlü rengine büründü bu akşamüstü,
İçimde eski bir yaranın sızısı, yüreğime ateşler düştü.
Sana giden yolları ezberledim yokluğunda, santim santim,
Eski bir hatıra gibi kapında beklemek bir ömür akdim.
Yüreğimdeki yangın söndü sanma, közü hala derinde, yandıkça biterim,
Saat kaç olursa olsun, gel desen ben yine sana gelirim,
Gözlerin; mühürlenmiş eski bir zarf gibi durur her gece zihnimin derinliğinde,
Hangi mısraya dokunsam, ucu düğümlenir kalır yine senin o yasaklı isminde.
Zamanın paslı çarkında ezilen şu kırık kalbimle, sığındım bu ıssız sessizliğe;
Sokak lambalarının altında, eski bir sokağın tozlu anılarını savurdum ellerimle.
Seni ne kadar çok özlediğimi söyleyecektim...
Tan ağarırken yine Turan ilinde,
Bir kutlu rüzgâr eser, Altay belinde.
Ezelden ebede mühür, dillerin dilinde;
Al bayrak göklerde, şan bizimledir!
Yedi iklim geçeriz, atlarımız şahlanır,
Özledim desem, duyar mısın sesimi?
Titrer mi senin de yüreğin, mesela benimki gibi?
Kulağın çınlar mı, adını yüreğim haykırdığında?
Gözlerin dolar mı senin de, ben ağladığımda?
Dalar mı senin de gözlerin bir an boşluğa?
Sızlar mı burnunun direği, kokumu hatırladığında?
Şair olsaydım gözlerinin rengini eklerdim gökkuşağının rengine,
Kokuna methiyeler yazar, petunyalara benzetirdim,
Avuçlarımla sulardım hayallerini belki de,
Ve en çok seni severdim.
Beyaz duvarlı bir odada, saatin tik taklarını sayıyorum her sabah,
Doktor "rutinlerine dön" diyor, "hayat dışarıda akıp gidiyor bak."
Gerçekten de öyle; fırından taze ekmek kokusu geliyor, insanlar telaşlı,
Gökyüzü inadına mavi bugün, bulutlar pamuk şeker gibi bembeyaz.
Ben ise her adımda ayağıma takılan o kırık anıları topluyorum yerlerden,
Dünya dönmeye devam ederken, duran kalbimi nasıl ikna ederim?
Senden sonra yaka paça attılar beni bu soğuk beyaz odaya,
Burası evimize benzemiyor, Boylam diyorlarmış adına.
Duvarlar kireçten bir kefen gibi sarılmış dört bir yanıma,
Güneş sızmıyor penceremden, paslı parmaklıklar batıyor canıma.
Yastığımda senin kokun değil, keskin bir ilaç kokusu var,
Zaman burada bir akrep gibi, ruhumu soktukça derin yaralar açar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!