tüm şiirlerimi sana yazdığımı
gayet iyi biliyorsun
oysa seni hiç görmedim
bunu hesaba katmadan
nasıl yazdığımı hiç sorgulamadın
hissediyorum bir yerlerde saklıyorum hüznü
sessiz derin ve sisli bir gece gibi
sokak lambaları puslu yanan soba islerinden
uzakta bir yerlerde saklıyorum hüznü
bir siluet
her gün gıybet eder dedikodu yaparız akşamına tövbe
sabahına iki rekât namazı ibadet sanırız oysa ne kubbe dik
ne minare eğik
boynu bükük bir beşer
kendi mezarını kendi eşer
geceleri yıldızları izle diye bulutlara üfledim
nefesim yetmedi ama
çabama hayran kalıp çekildiler
sabahları göçmen kuşlar sizin evin oradan uçsun
sesleriyle uyan diye
damınıza bir çuval yem bıraktım
Zemheri, karanlık bir akşamında İstanbul’un
Beyoğlu’nda kenarda köşede
Belki merdiven altında,
Sandalyeleri eskimiş bir barda
Sabaha kadar içip, durmadan
kanlıca'da eski bir yalnızlık benimkisi
bir tutam baharat dökülmüş
bir kase yoğurdun içine
öyle ki güzelim yoğurt
kesilmiş sütten bir inek gibi
kan kırmızı
kapat gözlerini sevgilim
mavi bir deniz hayal et şimdi
masmavi, sonsuz ve soğuk bir deniz
her damlası acı, her dalgası sen
kapat gözlerini sevgilim
Sen denize bakan evinde elinde sigara
Balkondan denizi izliyorsun sevgilim,
Ben şimdi ayağımda terliğim,
Apartmanın çöplerini atıyorum…
Sen birazdan az sütlü, iki şekerli
Bugün Akaretler’den kaç kişi geçtiyse
Tek tek hepsinin yüzüne baktım
Hepsinin başka başka hikayeleri vardı ama
Sana benzeyen bir kişiye bile rastlamadım
Güneş doğudan batıya süzülürken
ah! nebahat
biraz deli
biraz sarhoş yağan yağmura
eksik kalmış özgürlükten
ah! nebahat
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!