İncir ağacının yapraklarından bir sala koysalar seni
Bana getirse çırpıntılar
Masallardaki gibi çikolatadan bir evim
Her dilde kutsanan bir dinim olsa
Öyle bildik bir yerden gelmese sorular.
Ne olurdu sanki
Sessiz bir dünyaya savrulsak
Her şeyden uzak
Enlem ve boylamlarda kaybolsak
Ve orda öylece kalsak.
Beyaz bir evle solgun bir sarmaşık
Sarmaş dolaş olmuşlar, duvarlara yapışık
Onlara sorsan hep aşıklar, hep aşık
Halbuki biz yaşamakta bile geç kaldık
Ne Yazık!
Sancılı yıllar düştü payıma
Düşler biriktirmiştim yarınlara
Ardından en çok beklediğim sendin Aşk
Gören olmadı.
İnzivaya çekildi gönlüm
O meş’ um akşamı hatırladım yine Abi
Birden tek tek kapandı evlerin perdeleri
Kara bulutlar kapladı turuncu çatıları
Sıcak zift kokan asfaltlar beyaz şeritlere sığındı.
Yirmi üçü biraz geçe, bir kaç serseriye döşek oldu serin surlar
İnkar etmiyorum
Ben huzur bozucuyum
Adım bile atsam suçluyum
Ama kanımda ve canımda
Var ya bir Aşk
Siz beni O’ndan sorun.
Seni uyuttum
Mor salkımlı sümbüllerin yerine
Uzun boylu sazlıkların içinde
Ateş böceklerinin hiç gelmeyeceğini bile bile
Timsahların gözyaşlarında bıraktım.
Yaklaştıkça yabancılaşıyor yüzün
Sözlerin bittiği yerde başlıyor ölüm
Sen hüzünsün hüzün.
Bir boğazımdasın düğüm düğüm
Bir sabun köpüğüsün
SİTEM
Ne çabuk unutuyoruz gidenleri. Nasıl bir kalp taşıyoruz
Önce hıçkıra hıçkıra ağlıyor
Hiç unutmayacakmışız gibi matem tutuyor
Sonra hiçbir şey olmamış gibi, gülerek yola devam ediyoruz.
Ebedi kızağa çekilen gemiler
En çok gururdan ölürler
Yaşlılar ölümden korkar
Sevenler terkedilmekten
Ama ben korkmam
Hiçbir şeyden.




-
Gülay Aruç
-
Salim Erben
Tüm Yorumlar4 Temmuz 2010 tarihinde bilinmeyen bir neden ile, sayfamdaki hiç bir şiirime girilememiş, şiirlerim görüntülenemiştir.
Şiir dostlarıma bildirir, saygılarımı sunarım.
Gülay Aruç.
gülay aruç yazdıgım korumlar sayfana kayıt olmuyor üzgünüm