Ihlamur ağaçlarının buruk kokularıyla
Hanımelinin narin vücudunda buluştum
Çam sakızı çoban armağanı oldum
Bir akşam yastığının üstüne kondum.
Yoruldum
Dev ankaların sırtında
Kendimizi bir anda kaf dağının ardında bulduk
Masallar ülkesinden getirdiğimiz bir anlık solukla
Ölümsüzlük çiçeklerini açtırdık ormanlarda.
Dağ demedik, taş demedik
Faytonlara sürülmüş yaşlı atlar
Hala delice koşuyorlar
Temiz ruhlara dadanmış suçlular
Masumiyetini kaybetmiş çocuklar
Orda öylece bakıyorlar.
Papatya falına döndük
Koparıldıkça boyun büktük
Çatlamış topraklara
Sarı beyaz gözyaşı döktük.
Kışların kasvetiyle matemlere büründük
Her zaman ki gibi iple çekiyorum hafta sonunu
Evdeki sohbetler koyu mu koyu
Ağır ağır bastırıyor derin bir uyku
Bir daha uyanamayacağımı bilmeden
Ölüyorum.
Küçük bir çocukken daha
Dünyayla benim aramda
Sadece sen vardın
Bir portakal ağacına bu kadar umut bağlanır mı
Ben bağlamıştım
Bir ah duyarsan üstü kapalı
Kendin için bir fakiri doyur
Senin için varsa hayatının bir anlamı
Hüviyetini rumuzsuz duyur.
Ayır cahil cüretini hakandan
Anlattıklarımı sessizce dinledi rüzgar
Birazdan ağladı ağlayacak
Gittiğini duydu senin
Öfkeden gemileri, uçakları durduracak.
Adresini verdim ona
Kan ağlıyor yüreğim kan bu gece
Bir yerine on kadeh de içerim
Sorsan bana neden içtin diye
Bu kafayla zor söylerim.
Yıkılsın meyhaneler
İçimde eskiden kalma derin bir yara
Sokulup baksan can taşıyor hala
Sensiz kalmak,unutulmak tamam da
Alnımda böyle bir yazı mı gizli.
Bayramlarımsın çocukluktan kalma




-
Gülay Aruç
-
Salim Erben
Tüm Yorumlar4 Temmuz 2010 tarihinde bilinmeyen bir neden ile, sayfamdaki hiç bir şiirime girilememiş, şiirlerim görüntülenemiştir.
Şiir dostlarıma bildirir, saygılarımı sunarım.
Gülay Aruç.
gülay aruç yazdıgım korumlar sayfana kayıt olmuyor üzgünüm