Başını omzuma koydun.
Saçlarından bir tel yanağımda kaldı;
elim gitmedi düzeltmeye.
O akşamın içinden
hiçbir şeyi eksiltmek istemedim.
Sonra dönüp yüzüme baktın.
Ela gözlerin öyle yakındı ki
sana söylemek için sakladığım sözlerden utandım.
Ne söylesem aramıza bir kelime girecekti;
ben biraz daha böyle kalmak istedim.
Elini tuttum;
parmakların avucumda gevşedi.
Bir insanın kendini böyle emanet etmesi
ne ağır, ne güzel…
Seni incitmekten o zaman korktum.
Sen uykuya dalarken sabahı düşündüm.
Henüz gözlerini açmadan
elinin beni arayışını…
İnsan daha yaşamadığı bir anı
bu kadar özler mi?
Yıllar sonra, saçlarına ak düştüğünde
yine böyle koy başını omzuma.
Yüzümde kalan o ince tel
bu kez ağarmış olsun;
elim yine gitmesin düzeltmeye.
Gönül evim,
o akşam sana söyleyemedim:
Ben senin yanında
gideceği yeri unutmuş bir yolcuydum.
Şimdi nereye gitsem
döneceğim yerin yüzünü biliyorum.
Kayıt Tarihi : 13.10.2026 02:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Başını omzuma koyduğu akşam, ona söylemek için hazırladığım sözleri unuttum. Yanağımda saçının ince bir teli vardı. Rahatsız etmiyordu; kıpırdasam o an bozulacakmış gibi geliyordu. Biraz daha kalmasını istedim. Sonra biraz daha… Elimi bırakmadan uykuya daldı. Onun için belki yorgun bir günün sonuydu; benim için birinin bana böylesine güvenmesinin şaşkınlığı. Sabah uyandığında yanında olmak istedim. Uykulu sesini duymak, gece boyunca uyuşan omzumdan ona hiç söz etmemek… Sonra yıllar sonrasını düşündüm. Saçları ağardığında da başını aynı yere koysun istedim. O yaşlara gelmek, ilk kez kaybedilecek gençlikten başka bir şey ifade etti bana. “Gönül Evim”, o akşam söylenemeyenlerden doğdu. Birlikte yaşlanma isteğinin bazen ne kadar sessiz geldiğini anlatıyor. Daha elini yeni tutmuşken, yıllar sonra da bırakmak istemeyeceğini sezmenin; gidecek onca yer varken, dönüş yolunu bir insanın yüzünden öğrenmenin hikâyesi.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!