Ne çok sustum…
Ciğerimde yangınlar, acılar sakladım.
Her suskunluğumda…
Asırların yükünü yükledim sırtıma .
“Yaşamak bu muydu?” diye
zamana sordum durdum.
Ve gördümkü ben
Öyle… ölü bir bedendim;
gölgelerde deli gibi gezendim.
Candım…
canımı hiçe sayandım? gördüm
İşte onun için
Asırlarca
Bir ses… bir nefes aradım
dipsiz gecelerde…
Gelen çoktu, giden yoktu ,karanlığın içinde…
Baktım ki biz, hiçbir şeyi takmadan
ömrü kadeh kadeh tükettik de,
“Daha yok mu?” dedik bencilce.
Bazen de suskunluğu
Sükût bildik…
ne çağladık,
ne de coştuk hayat diye.
İşte biz…
Yorulduk sessizlikten,
acımaktan, kanamaktan…
kuruyup rüzgâr da savrulup yok olmaktan.
Hatta
Ölmekten…
ölüp ölüp dirilmekten dahi yorulduk.
Şimdi gel de gökyüzünü yere serme; yorgun yüreğim
tarihi çağlardan silme;
feleğin bozuk çarkını devirme.
Gel de… suskunluğundan duvarlar örme.diyor işye
Ve sonunda anladım ki
Artık umut bitmişti…
ışık dönmüştü…
yürek yanmış… yanmış… kül olmuştu.
Bizden geriye kalan:ise
gölgelerde bir ayak sesi;
fırtınalara kapılıp savrulan
kırık dökük bir sevda öyküsü;
içimizi yakıp kavuran
bir cehennem korkusu…
Ölsek mi…
yoksa yaşasak mı…
bilemedim şimdi. Vesselam
Kayıt Tarihi : 25.09.2026 11:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!