Gitmek istiyorum artık bu şehirden,havası gaz,suyu kan kokan bu şehirden. Hem de dönüp arkama bakmadan,arasında azda olsa, bu şehre ait bir yaşanmışlık hatırası olarak sayfalarına ayraç yaptığım kitaplarımı tavan arasına sıkıştırarak,kapıyı bir daha hiç açamamak dileğiyle çekip, gitmek istiyorum. Üç yanı menfaat,bir yanı çıkarlar ve çıkarcıların kurduğu divanla çevrili bu mahalleden gitmek..
Bir şafak vakti kimsenin yüzünü görmek zorunda kalmadan, ve her köşe başında birbirine karşı sahte maskelerle nefret besleyenlerin gülüştüğü sokaktan,hafif kederli bir akşam rüzgarı gibi esip geçmek istiyorum. Ucu bucağı görünmeyen mesafeler katederek. Hiç durmadan, soluk almadan, soluk vermeden...Ta ki; yalnızca ismini kullandığımız insan kimliğinin, gerçek sahiplerinin var olduğu yeni bir dünyayı keşfedene dek. Gitmek..Çekip gitmek istiyorum...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta