Abdulkadir Geylani hazretleri zengin bir müslümandı... Güzel giymeyi güzel bineğe binmeyi severdi...
Günlerden bir gün, sahra'da ilerlerken karşısına fakir bir Yahudi çıktı... Geylani hazretlerini köşeye sıkıştırmak isteyen fakir Yahudi;
-"Ey Abdulkadir... Hani dünya müslümanların zindanıydı... Sen müslümansın, ben yahudiyim... Sen zenginsin Ben fakirim... Normalde bu dünyanın bana Cennet, sana cehennem olması gerekmiyor muydu ?... Rabb'inin adaleti nerede" diye sordu...
Geylani hazretleri üzerindeki cübbenin sağ kanadını açtı..
-"bak bakalım ne göreceksin" dedi...
Fakir yahudi kafasına uzattı.. cübbenin içerisine baktığında cenneti gördü..
Bu defa Abdülkadir Geylani hazretleri cübbenin sol tarafını açtı...
-"Bir de buraya bak" dedi... Yahudi adam orada da cehennemi gördü..
-"Cennet denen yerin ne kadar güzel bir yer olduğunu gördün mü... Şimdi soruyorum sana... Dünya ile cenneti karşılaştırdığında, dünya Müslüman'ın zindanı değil mi..? Cennet ile Dünya kıyaslandığında, dünya Müslüman'ın zindanı, inanmayanların cennetidir... İşte bu yüzden Allahu Teala, "dünya müslümanın zindanıdır" buyurmuştur...
İnanmayanlar için ise, Dünya ile cehennem kıyaslandığında, Dünya inanmayanların cennetidir... Bu yüzden ben burada zindandayım.. sen ise cennettesin... Yarın mahşer kurulduğunda, burası senin cennetin, orası cehennemin olacak... El hak.. Allah adildir... yalan söylemez..." buyurdu...
Keza; Eyüp aleyhisselamda çok zengin bir müslümandı.. her üründe sofrasında 1000 kişiyi ağırlardı... Hz Süleyman'ın zenginliğinden bahsetmeme gerek bile yok sanırım.. örnekleri bu şekilde çoğaltabiliriz...
Evet arkadaşlar....
Yaklaşık 2 asırdır müslümanlara yeryüzünde küçük emrah modunda gezmeyi öğrettiler..Fakir ama gönlü zengin olmayı telkin ettiler..İşte İslam alemini böylece fakirleştirdiler...köleleştirdiler... Eğer Allahu Teala Müslümanların sadece öbür dünya için çalışmasını isteseydi, nefsi yaratmazdı... sadece ruhu yaratırdı... ama Allahu Teala öyle yapmadı... beden denen bineğin içine, bu dünyanın ihtiyaçlarını görmesi için nefsi, öbür dünyanın ihtiyaçlarını hazırlanması için de ruhu yerleştirdi..
fakat aynı beden içinde hem ruha hem de nefse sırat köprüsü'ndeymiş gibi yürümesini emretti... yani her iki alem içinde haddi aşmamasını emretti..
Müslüman çalışacak... madden ve manen güçlü olacakki, yeryüzünde hiçbir güç onu ve diğer müslümanları üzmeye ezmeye cesaret edemesin...
Fakat ince bir ayrıntı söz konusu.. Müslümanın zenginliği ve gücü sadece kendisi, ailesi ve sülalesi için olmamalı... Veyahut da yeryüzünde gurur ve kibirle yürümesi için olmamalı.. Müslümanın zenginliği tüm İslam alemi için olmalı... yani Müslüman kazanırken Sadece kendisi için kazanmamalı... kazandığının içinde fakirlerin yetimlerin öksüzlerin hayvanların ve kainatın hakkının olduğunu bilmeli...Zengin müslümanın eli, en yakınındaki ihtiyaçlı kişinin de, dünyanın öbür ucundaki ihtiyaçlı müslümanın da sofrasına uzanmalı..
Bize iki asır boyunca yanlış öğrettiler... Müslüman zengin olmalı.. güçlü olmalı... dirayetli olmalı... Allah'tan başka hiçbir kimsenin önünde eğilmemeli... Müslüman ülkelerde fakirliği telkin edenler, 2 asırdır Müslümanların ümüğüne basıyorlar.. çalışın üretin.. düşünün akledin... Dün için ağlamayı bırakın.. gün bugünkü gün.. Gün,önümüzdeki çağı kurtarma günü... Bugün dünden daha fazla çalışın.. ama Allah için çalışın... Birbirinize sırt verin... Allah'ın ipine sımsıkı sarılın... Şafak göründü.. gün doğmak üzere..
Kayıt Tarihi : 20.10.2026 20:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!