Saat bilinmez vadilerde kör bir kuyu.
Bavula sığmayan dünlere hoşçakal rüzgarı vuruyor.
Ekmek arasında yorgun bedenin zuhuru,
Bugün yaprakların mevsimi çok iyi bildiği bir ay.
Herkes yolcudur bugün herkesin gönlünde.
Sigarasını yakan adamın meyus tedirginliğinde,
Yalnız bir dağın bakışlarında,
Akşamın git gel nöbeti,
Kalbim göğsüme vuruşlarında,
Heceler ismimi mühür gibi.
Bir gün işte böylesi,
Bir gün doğdum yiten gün ile,
Münzevi geceler, aralık kapı,
Bir avuç toprak, menzil sırtları,
Dalga dalga düğüm, mavi kurdele,
Kadim tortu eller, mahzen kirlere.
Amansız geceler, pâyânsız setre,
Üstüme deruhte hicranımla durduğum,
Bu kaçıncı cenazedir, baharı sorduğum.
Yüreğime emanet gurbetin kimsesizliğinde,
Adımlarım yâr oluyor şimdi sessizliğimde.
Beni sordular.
Dün gibi hatırlarım.
Tutuşup sağanak altında,
Bulut süvarileri dalga dalga,
Beni sordular, araftayım.
Son sözleriydi denizin.
Derin manalarda,
Kanla süzülen gözyaşım.
Bir dizi insan eti,
Arasında amansız bir ben,
Gözlerimde gizli yaşım.
Titrek bir kalem raksı,
Günler sanki zamanda bir kördüğüm
Ben miyim bilmem aynalarda gördüğüm
Unutulmuş bir hâtıranın yamacında
Bu kaçıncı bahar kollarımda büyüttüğüm
Başucumda koca bir yalan sedâsı
Zaman tüm ruhuyla öğütürken varlığımı,
Durup düşündüm, bensiz dünyada yokluğumu.
Sen dedi,
Sen bir hayalden öte,
Bir gerçeğin kat kat perdesi,
Sonsuz bir ruhun, sonsuz nüktesi.
Onlarca âlemin mânâ nişânı,
Tek bir mânânın onlarca dimâğı.
Bir garip akşam türküsü,
Dolaşıyor tarifi yoksun cumbalarda.
Lâl olmuş bir heybet gizlenince duvarlarda,
Bir garip pusu düşüyor,
Yanık sesiyle fırtınalarda,
Ve korkuların kol gezdiği menzillerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!