Güneş henüz utangaçken perde aralığında,
Sessizliğin en zarif yerinde buluşur gözlerimiz;
Dünya bizden henüz habersizken,
Sadece ikimiz...
En sevdiğim yumurtalı ekmekti, bilirdin;
Bir Kirpik Mesafesi
Kıskanırdım kirpiklerini,
Gözlerine bu kadar yakın oldukları için...
Ben sana uzun cümleler kurarken,
Onlar sana susarak dokunurdu.
Bir ben uzaktım sana,
BİR MARTININ GÖZLERİNDEN HAYAT
Bir martının gözlerinden baktım dünyaya...
İnsanlar, göğe bakmayı unutmuştu.
Başları hep aşağıdaydı;
kimi paraya eğilmişti,
BİR TUZLU KAHVE
Bir tuzlu kahve yaptım sana,
öyle sıradan değildi…
İçine biraz nazımı,
Bitmeyen Sevda
Sen benim bitmeyen sevdamsın,
yarım kalan bir cümlenin
içimde tamamlanmayan hâli…
ne başı belli
Sensiz ne haldeyim bir bilsen...
Nefes alıyorum evet, ama yaşamıyorum.
Göğsümde taş gibi bir boşluk,
Adını koysam kırılacak; bu yüzden susuyorum.
Aynalara küstüm,
Bizim Yalanımız
“Ayrılık diye bir şey yok,” dedim,
İnandım da buna.
Çünkü insan, kabullenemediği acıya
İsim bulamıyor.
Bu bizim yalanımızdı;
BOMBOŞ BAKACAĞIM
Bir gün gideceksin…
Öyle büyük bir kavga da olmayacak belki,
öyle son bir cümle de kurmayacaksın.
Boşa Yazılan Sevda”
Herkesin bir mihribânı vardı,
benimse içimde adı konmamış bir eksiklik…
sanki kalbim,
doğru cümleyi bekleyen yarım bir sayfa.
Boşu Boşuna
Bakma suskun durduğuma, bir dağın içten içe yanması gibi,
Yaşıyorum işte; soluk alıp vererek ama boşu boşuna.
Kimse bakmasa da gözümün yaşına,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!