âşıktılar birbirlerine
her nedense küsmüşlerdi birden
oysa sevgileri taşıyordu bedenlerinden
adlarını aşmıştı bu sevdanın ünü
bir gün
ağrılar sancılar
kan gözyaşı feryat figan
doğum
hastalıklar
düşme kalkma
alaca karanlığın bulanık rüyalarında karman çorman yazılar
ki sabahın köründe kelime kırıntıları kurumuş aralarında
kirpiklerim yapış yapış
demir parmaklıklarına çok yıllık hücresinin
kaynaşmış kadit mahkûm elleri gibi
unutma ataların osmanlıda yaşadı
hepsi allahtan sonra padişaha da kuldu
falakalı bir softa sözde eğitimciydi
dergah, tekke, zaviye, rahle, kuran okuldu
unutma hiç kimsenin kellesi emin değil
uyandım
perdeyi açtım güneş doldu odama
camda yabancı bir kedi sımsıcak gülümsedi
kupamda kahve mis gibi
aydınlandı içim
güneş kedi ve kahve
vaktidir
vıcık vıcık vatanperverlik..
viyak viyak vefakarlık..
vahim vazifeşinaslık
vecibeleri vesveselerinden vareste
varoluş varsıllığını vurgulamanın
hop dedik beyler
van minits yani
kusura bakmayın
kuran kursu açılımı da yapsanız
kara çarşafa rozetler de taksanız
bazı geceler uyku tutmuyor gözümü
müzik dinliyorum
karanlık tavanda oynaşırken gecenin yansıları
zaman inadına yavaş
geçmek bilmiyor
kitaplara sarılıyorum umarsızca
yar diye nicenin ardına düştüm
dere tepe gezdim diyarlar aştım
suyumu lokmamı zevkle bölüştüm
kendimden geçtim de ben bile şaştım
ne var ki kavuştuk bozuldu büyü
dün akşam
başımda dayanılmaz bir ağrı vardı sormayın gitsin
gözlerim yerinden fırlayacak gibiydi
çaresiz söktüm kafamı
hızla sola çevirdim bir kaç kez çıktı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!