eskiden adları “yeniçeri” idi..
iki ileri
bir geri giderlerdi..
ulufe ile geçinirler..
arada sırada kazan kaldırır
beni sokmayan yılan bin yaşasın
sözünü eden hergeleyi bulursam
çok fena sokacağım
zibidinin zoruna bak
senin gibilerin çoğaldığı dünyaya
adım adım çıktım
yaşadıkça
merdivenleri
kâh tereddütlü kâh emin
ama hep ileri hep ileri
ne avuçlarımda bir tutam yaprak
yazılmamışı yazmalıyım
ne yapmalı
ya tüm bildiklerimi unutup yeniden doğmalı
ya yeni dil yeni yazı bulmalı
anlatılamayanı belirten
bir ferrari yapmışlar
para şımarıklarına
abartma
sade estetikten uzak
deri kaplamalarına sekiz dana feda
hanımların beylerin tombul zengin kıçlarına
hep yalnız yaşadım ben.. belki de budur yazım
kavalımda seda yok.. tıngırdamıyor sazım
şikayet değil.. asla.. zaten biraz haylazım
can yoldaşım yok benim.. gerçek bu.. neme lazım
tümden yalnız sayılmam.. kalemim kağıdım var
hakkında ne söyleseler farketmez..
en yakın dostumdur yalnızlığım
beni asla terketmez
19 şubat 2012
koca bir yaz
tepede bembeyaz parlak sıcak güneş
dolu sağanak bardak bardak
bi’ yandan kirli lodos
bi’ yandan azgın poyraz
her meslek güzeldir kendince
kalmasın da hiç birinin hatırı
fakat ne yalan delice kıskanırım
hamamda güzelleri paklayan natırı!
27 eylül ‘07




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!