yoruldum artık dünyadan
bıktım insanlardan
gözlerim istemiyor
balıkları kuşları
yalnız ve sessiz olmak ne iyi
fakat ah
banyoda yüzüyor başında bone
fıttırık çıtırım bir sulu zırtlak
ağzında bir şarkı sesi detone
sanki diken yutmuş patlamış gırtlak
pantol delik deşik bel kol cıbıldak
deli esiyor rüzgâr
bahar aşkının sarhoşluğunda
tozutmuş ağaçlar
kapanmaz mesafeleri
yel sırtında aşıp
sevişiyorlar
takke düştü kel göründü derler
öylelerini izliyorum ki hiçbir şey görünüyor
düşüverince takkeler
(16 ekim ’06)
kayboluverdi o içime işleyen ayaz
çevremi saran soğuk beyaz örtü
ortalık birdenbire yeşillendi allandı
ya şu kuşlar
börtü böcek
nedim nâzım orhan cahit dağlarca
bir gün gülen yüzle bir gün ağlarca
kimi ağırbaşlı kimi çağlarca
saklıyı gördüler imbik süzdüler
bazen ağladılar nurda yatana
saçların siyah olsa kızıl olsa ne çıkar
ne çıkar tellerine zamanla yağsa da kar
adını heceleyen yüreğim sen sen atar
akşam adınla yatar sabah adınla kalkar
gece gökte ışıyan uzak yıldızlar gibi
sadece çıplağa odaklarsan gözünü
farkedemezsin elbet
eserin özünü
(27 eylül '06)




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!