Filin ayakları - Fille ardıç ve bir ardı ...

Akın Akça
1865

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Filin ayakları - Fille ardıç ve bir ardıçkuşu (masalsı)

İşte, eve gelince, küçük dört duvarın sakladığı: bir avuç tozda yokolduk'lara karşılık..
'ışıkta; bir avuç ışıkta, kor gibi varoldum'lar'
-

...
Eline bir broşür aldı.
(O hayvanat bahçelerindeki
ya da sirklerde küçücük
şeye çıkartılmakta,
sergilenmekte diretilen)
Filin ayakları gibi
bükülmüş durmuştu
masada, ileri ve geri.
Evet, masada kültabla,
kültablasında sigara.
boynundan burulu
söndürülmüş izmarit,
demek fil su içecek.
Kovaya su doldurdum
ben de ve içerden
getirdim geçip salona.
Ama filin tamamı
görünmüyor, fiilin.
(hoş hepsi görünse;
gene istediği, bırakmam*)
Ayakları simgelenmiş
sadece izmaritçe:
Düşündüm, taşındım;
sevgi hep üremeli,
içimizde bu hep
görünmeyen gözle ve
ama ebedi genç, yeni:
(O her zaman sonu,
bir tablada boynu
büktürülmek olan
bir bacakbeli'nin devi...
Makus değildi artık
o izmaritin talihi.
Artık devin altında
ezilmiyordum ama
bacakların kendisiydim.
Az gidip uz gidecektim.)
Suyu kendim içtim.
sigarayı bıraktım*
böylece, broşür kaldı,
koca zehir gitti

('ya herru ya merru'
diye bu mevzuda bağıran,
esarete karşı bir
ardıç kutusu kuşu.
Öyle ya, hiç ağacını
parçalamaya uğraşmamıştı.
Sadece diledi, uğraştı,
ve/ ama kendini de...
Pek çok aşamayı aşmış
ama ulaşınca sonuncu
basamağa takılıp kalmış
heyecanla ve hınçla
yukarınca gaklamış
bir ardıç kuşuydu bu.
Son aşaması için de
ona tören elbiseleri
verildi, yeni,
ışıl ışıl bıcı bıcılar.
'Geçen zaman'dı
kasdedilen ama bu',
apoletler değil.
Neyse, düşündü ki
sevdiğine direnememe
aşamasını belki
de hiç zorlamamalı.
'Yoksa ben de
bir zalim olabilirim,
aman! ' diye korktu
ve farkedince bunu
Merlin'i hatırladı
hani büyücülükte
son basamağı geçmeyi
reddeden, böylece
'iyi'liğini koruyan.
Sigaranın külünde
can tutup yeni dünyalar
yaratan titrek ama
olanca güçlü oluşumlar;
bunlar mı yeni dünyalara
heykeli keskiyle yontarlar?
yoksa sigaranın külü müdür
onları gerçek yapar?
'Ee, tabi ki birincisi! '
diye cevapladı
birden doğrulan fil.
Artık kafesinden çıkmıştı.
'Çok mu bekledin
de sabrettin?
Ayı değilsin ki
ininden kalkasın.
Uykundan uyandırmadık.'
diye tersledi şakavari
onu ardıç kuşu.
Sanırım az alınmıştı.
'Uyandık işte bi kere;
Olur mu ya, hep rahatsız
edip duruyorsun
tüm hikaye boyu(!) '
Neyi uyandırmıştı?
Sevgilisini mi gene,
yoksa haşa
gene içindekio-gökteki'ni...
Aslında ikisi de aynı
gibi bir düşünceye
garkoldu sonra...
ama bu da yeni
meraklara uyandıracaktı.
Demek hala uyuyordu.
Doğrucunun sürek tavı
olmalı bu. Dişi
fil kalkmış -e nereye?
- uyanmış, erkek ardıcı
ezmeye uğraşıyordu.
Kedi Sylvester kaçtıkça
kaçıyor, yakalanıyordu.
Ama yakalandıkça
geri gene kaçmıyordu. -
'Durmaz nefsin, akıllıca
da davranmıyordu' pek ama.
ama hemen her şeyi
inceden inceye analiz etmiş,
ona da hak vermişti.
- Tekrar bu sefer
kaçan Tweety oluyordu.
Sonuçta hepsi aslında,
doğmadan öncesinde
Wright Kardeşler'di, ya
da ilk Türk uçak fabrikası:
Tweety Dumbo'ydu, uçan fil;
Sylvester'sa ardıçluşu idi
o deminki ardıçağacının.
Tek fark şuydu,
fark denebilseydi:
Nadiren korktukça
kaçabilen Sylvester,
o zaman zarflarında
ardıçkuşlaşıp kanatlanı
ve sonra devam
buna ama etmeyip
birden kovalıyordu
Tweety'i. O zaman da
Tweety bir file dönüşüyor,
ama Dumbo oluyordu.
Sylvester'in tek kedi
hali ise kanatsızdı.
Sonra hepsi birden
bir 'aaa! ' çekti,
aynı anda;
homojen ve izotropik
bir tavırdı bu,
''çok hızlı
bisiklet etkisi' 'merkezkaç'ın
gökbiliminin'.;
ve durdular, bir an -
durduklarında, Sylvester
Sylvester halindeydi,
havada durmakta
az onun patileri zorlandı
- bakındılar,
havadaydılar.)
,

7ekm '06
-
sigarasız günler :)
31 Mayıs

annemin ilettiği -Aİ Abdi İbrahim- sigarayı bırakma kupürünün ilk sayfa sigara söndürülüş resmine bakarken başlayan.
ikinci, arkadan gelen bölüm sonradan konuyla bütünleşti ama konuyu daha anlamlı kıldı,
kıyamadım çıkarmaya ama parantez içine de aldım
;)

Akın Akça
Kayıt Tarihi : 8.10.2006 05:24:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Emrah Çetinkaya
    Emrah Çetinkaya

    Sonra hepsi birden
    bir 'aaa! ' çekti,
    aynı anda;
    homojen ve izotropik
    bir tavırdı bu,
    ''çok hızlı
    bisiklet etkisi' 'merkezkaç'ın
    gökbiliminin'.;
    ve durdular, bir an -
    durduklarında, Sylvester
    Sylvester halindeydi,
    havada durmakta
    az onun patileri zorlandı
    - bakındılar,
    havadaydılar.)


    değişik bir şiirdi...masalsı tadı damağımda kaldı umarım bunun devamı gelir akın abi..etkili bir anlatım ve derin bir iç dünya oradan bize yansıyan derin duygular tebrikler...kıskandım kaleminizi ve birikiminizi..

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)

Akın Akça