Gülümseyen fotoğraflarının
Küllerini savurdum.
Yeni aşklar
Ve yeni yakacaklar buldum.
Kum saatinde insanlar,
zamandan düşen taneler...
Günü bilmeden,
aya ayıkmadan,
yılda yıllanmadan,
Tetiğin nefesinde,
Belanın ensesinde;
Zehir bir cebimde,
Panzehir bir cebimde.
Yaralarım öbek öbek,
Sende geçerli
ayrılığın kanunu.
Beni bağlamaz
gidenlerin sorunu.
Bende kederli
Ben konuşmasam da
harbim anlaşılır gözlerimden,
sen bakma benim kayıplarıma,
ateşkes ol tüm savaşlarıma...
Sen bir harp meydanı,
Söndü lambanın cevheri,
Sürüldü Alaaddin'in cini...
İğnenin ucundaki zehiri
Üfledim de daldım uykuya.
Sündü konuğun hikmeti,
Ekmek kırıntılarını süpürürdü
mahallenin delisi.
"Eskiden çok zengindi,
falan filan" hikayesi.
Şimdi görsen;
Herkes yolun ortasından yürürken
sen bastın diye kaldırımlara,
kenarlardan çiçekler fışkırır.
Kimse kullanmasa da köprüleri
sen adım attığında
Evler de mektup bırakır sahibine,
açıp pencereyi
okursun.
Mesken tutmuştu ah ellerini,
el olup da giden
Mevsimlerden işçiyim.
Sırtımda karayağız bir çadır,
hem her yerdeyim
hem hiçbir yerdeyim.
Ezgilerden türküyüm.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!