Eylül, göğün alnına düşen
ömrün aynası;
kentin bağrında açılan
sessiz bir yarası.
Bir kapı kapandı gökte,
bir kapı açıldı içimde;
bir çağrı uyandı derinde,
o büyük, ebedî ses büyüdü içimden.
Güneş erken vedalaştı,
gün çekildi, gölgeler çoğaldı;
içimde kadim bir yol başladı.
Bir ömrün neresidir Eylül,
hangi vakit, hangi eşik?
Yazdan kalan son ışık mı,
kışa açılan ilk çığlık mı?
İnsan nice yollar aşar,
nice kapılardan geçer;
kendine vardığı yerde
Eylül yeniden başlar.
Eylül, nehrin kıyısında
sonsuzu duyan bir nefes;
kalpte kalan ince bir ses.
Eylül, ne sevildiğin belli
ne de sevilmediğin;
ne bu yana ait olduğun belli
ne de ötelere.
Ne sarının tam içindesin
ne yeşilin;
ne kavuşmanın müjdecisi,
ne de tam bir ayrılığın habercisi.
İnsan gibidir Eylül,
Eylül gibidir insan.
İkisi de O’nun eseri,
O’dur eşsiz Sanatkâr.
Aliyyülâlâ,
Aliyyülâlâ.
(E.B)
Eyüp BeyhanKayıt Tarihi : 2.09.2026 10:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!