ân olur bütün şehir sanki üstüne gelir
gün gibi yalnızlığı hissedersin kalbinde
bir rüzgâr eser birden, boşluğa savrulursun
güneşin değmediği nisyan tepelerinde
çayını yudumlarken buğusuna dalarsın
sislenir kirpiklerin inceden bir nağmeyle
ufuklara yatırıp nemli bakışlarını
boğuşursun ruhunu kuşatan hengameyle
ne bir selam veren var, ne de selamı alan
duyguları alınmış bu çatık kaş şehirde
"çayımız sıcak, taze" diyen ne bir davetçi
ne de hatır soracak bir kimse zevahirde
bir dost eli, bir nefes, içten bir gülümseme
ararsın buğulanmış buz mavisi camlarda
aynalardan yansıyan solgun hatıralardır
içine ateş salan hüzünlü akşamlarda
küçük kasabaların büyük dostluklarını
iç çekerek anarsın sızılarla kalbinde
bir dost muhabbetiyle nasıl akardı zaman
karşılıksız, katıksız, gurur da yoktu, kin de
insan yığınlarının içinde yapayalnız
baş başasın mâzînin acımtırak tadıyla
bir derin nefes çekip kirlenmiş gökyüzünden
üflersin uzaklara kuşların kanadıyla
boğulur sanki sesin düğümlenir de birden
andıkça sonsuzluğa kanat çırpan dostları
yağmurları çağırır kan kırmızı gözlerin
mevsimlerse sararmış dönülmez sonbaharı
yüreğin taşıyamaz artık hicranlarını
yılgın özlemlerini bir türküye salarsın
koyverip bir meltemin ipeksi kollarına
eski dost düşleriyle kendini oyalarsın...
Mehmet Osmanoğlu
Kayıt Tarihi : 13.10.2026 21:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Eski dostları, dostlukları hatırlamak, hatırlatmak.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!