Ey vebalini ödeyemeyeceğimiz günah
Ey hesabını veremeyeceğimiz kurban
Utançlarımızın en masum lekesi,
Affet!
Her savaşın ortasına bırakıp seni,
Öfkeni deniyoruz.
İmrenmeyin
Yaldızlıdır yalnızlığım
Ne sandınız!
Sızlanmak acizlere yaraşır.
Gün geçtikçe kaçıyor yaşama hevesim
Elim yorganıma uzanmıyor
Üşüyorum.
Penceremde bir kuş titriyor
Tir tir...
Bir bir ortaya çıkıyor suçluların yüzleri
Ruhum durağanlaştıkça
Durmadan arabalar geçer caddeden
Durmaksızın sorguluyorum neye inat doğdum ben?
Hani ara ara aklıma gelmiyor da değil
Kime ispat etmeye çalışıyorum adamlığımı
Ve bunca yokluk içindeyken
Sizin olsun bu boktan dünya
Toplu iğnenizi istemem
Satın arsalarınızı parsel parsel
Az uzağımda durur musun?
Her şeyi lanetleme hastalığına yakalandım
Tükenişim esrarlı olsun istiyorum
Yaşayacağım kadar bir alan bırak bana
Gazabım sana bulaşmasın.
İçimde heyecan yaratmaya meyilli bütün kelimeleri
Sürgüne yolladım
Umudun canı cehenneme
Dağıttım sahte şölen alanındaki davetlileri
Kadehlerden en sevdiğim kadının ismini döktüm yere
Hiç acımadı canım
Hiç olmayacak yerlerde,
Alâkasız zamanlarda
Aklıma düştüğünü
Düşlerimin en korkunç anlarında
Ovalar, yaylalar ve arenaların
Engin kafiyesidir atlar
Nereye sürsen oraya koşmuş
Bin çağ yangını olmuş kırılan ayakları
Sessiz çığlıkları hâlâ duyulur savaş alanlarında.
Alın terlerinin ufak bir kolu
Şehirleri yutan sel
Emperyalist kahpe faklarını
Bozan el işçinindir
Sarayların süslü avizelerinden
Çok daha iyi aydınlatır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!