Yanlışlarımın sarmalında hayli yıpranınca
Yıldızları kılavuz edindim kendime
Öyle bir parladı ki umutlarım sanırsın zümrüt
Çürümüş balıkçılları sahile gömdüm sabahın serininde
Eve dönerken, anlamsız bir şekilde
Hoşuma gitti yine ismini söylemek
Önce yalnızlık vardı
Yıllardır süregelen
Usul usul aranış sızdıran bir derin çatlak.
Sonra hükmedemedim
I
Bir kez olsun aç gözlerini seyret
Ve lütfet de kulaklarına çivile sesimi
Uzağımda olmanın en yakınındayız şimdi
Aklım çıkar,
Mümkünü yok yan bakamam
Güdümlü bir füzeye
Ne bernardelliyim,
Ne keskin ustura ağzı,
Ne gözü kara bir palikarya
Çok oldu yörüngelerimin düzleminden sapalı
Vapurları kaçtır kaçırdım işim karşıdayken
Az olsa da inancım mahyaları sevdim ama
İsterim ki sırf bu yüzden günahlarımı bağışlasın Tanrı
Ne dertler, ne de boğucu hayatı talebeliğin
Saçlarımı yalnızca ucuz jöleler döktü
O anda soluverdi içimdeki çocuk
Üstüme karlar yağdırdı kış
Tümden arabesk çaldı şarkılar
Adeta Tanrı bahçemdeki tüm ağaçları söktü.
Ben vardım hep,
Siz yokken de vardım
Hep vardım ben
Şehirler kurulmazdan önce
Telefon kulübesiydim
Cep aynasıydım cam daha bulunmamışken
Çehremin fenerlerini söndürünce
Altı üstüne geldi dünyanın
Güzel bir muhitte
Zamansız takvimler içine düştük
Durumumuz müşküldü.
Bulutun yakasına iliştirilmiş
Eğreti bir gül gibi duruyor gün
Yenice uğurladık ağustosu
Mevsim de olsa ilkler hep kıymetlidir
Sonbahar artık şansına küssün
Düne kadar topaldı zaman
Bugün ardından atlı koşsa eremez.
Nereye bu gidiş?
Suda tek başına sekiyor taş




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!