Düne kadar topaldı zaman
Bugün ardından atlı koşsa eremez.
Nereye bu gidiş?
Suda tek başına sekiyor taş
Günaydın!
Kısa zamanda nesli tükenecek olan bakkallar
Çoktan açtılar kepenklerini
Sokağın köşesindeki anne kedinin ağzında
Dünyalar dolusu telaş
Yolculuk çileli
Uzaklaştıkça geçer sanmıştım
Hiç hesaba katmamıştım
Pazartesi günlerinin perişanlığını
Oralara ait değildim,
Benim,
Hep benim,
Tek benim
Her kötü sonun sorumlusu.
Gün sunumu günahlarımın cezasıdır
Haylaz sırtımın arsız kamburu
Çoğumuz her gün sıradanlığa uyanıyoruz
Bir şeyleri deniyoruz sürekli
Kırılıp, yorulup, parçalanıyoruz
Gün ışımasından geceye değin
Bir nefs kaç dipsiz kuyu?
Maktuller aşık olduklarından beri katillerine
Kavgama kan sıçradığından bu yana
Suyun akışıyla
Yolun yokuşuyla
Ters düşen benim
Bileğim çoktandır hazır bükülmeye
Susmazdan önce;
Düşlerim, gülüşlerim, öpüşlerim,
Bin insan gücünde cümlelerim vardı benim.
Çözerdim en çetrefilli düğümü.
O vakit,
Evler ev, yazlar yaz, kışlar kıştı tabii...
Çok hızlı gitmiyor muyuz?
Tam da burda duralım.
Çatıp aksi kaşlarını
Hayat gönlünce ilerlesin
Damar üstüne binsin damar,
Karışsın frekans
İçinizden değil,
Çemberin dışından basıyorum deklanşöre
Tezatlık şöleni aklımın sınırlarını zorluyor
Kadrajımda onlarca paranormal mütebessim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!