Günaydın!
Kısa zamanda nesli tükenecek olan bakkallar
Çoktan açtılar kepenklerini
Sokağın köşesindeki anne kedinin ağzında
Dünyalar dolusu telaş
Yolculuk çileli
Uzaklaştıkça geçer sanmıştım
Hiç hesaba katmamıştım
Pazartesi günlerinin perişanlığını
Oralara ait değildim,
Benim,
Hep benim,
Tek benim
Her kötü sonun sorumlusu.
Gün sunumu günahlarımın cezasıdır
Haylaz sırtımın arsız kamburu
Maktuller aşık olduklarından beri katillerine
Kavgama kan sıçradığından bu yana
Suyun akışıyla
Yolun yokuşuyla
Ters düşen benim
Bileğim çoktandır hazır bükülmeye
Susmazdan önce;
Düşlerim, gülüşlerim, öpüşlerim,
Bin insan gücünde cümlelerim vardı benim.
Çözerdim en çetrefilli düğümü.
O vakit,
Evler ev, yazlar yaz, kışlar kıştı tabii...
Çok hızlı gitmiyor muyuz?
Tam da burda duralım.
Çatıp aksi kaşlarını
Hayat gönlünce ilerlesin
Damar üstüne binsin damar,
Karışsın frekans
İçinizden değil,
Çemberin dışından basıyorum deklanşöre
Tezatlık şöleni aklımın sınırlarını zorluyor
Kadrajımda onlarca paranormal mütebessim.
Üç yudumda çözümleyebilirim seni
Tabii, töhmet altında kalmayacaksa bilim
Adet günlerini kirlenmenden saymam
Soymam entrikalı oyunlarından enseni
Ve yeterince kızsam da sana
Yorgunum...
Yıllar önce bir durakta unutuldum sanki,
Hiç gelmeyenleri beklemekten yoruldum.
Dağı dolandı hüzün
Kasvet kapıya dayandı
Baktığım bütün yüzler tanıdıktı bir vakit




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!