Mavi denizin beyaz köpüğü
Güzeldir
Doldur avucunu maviyle
Balığın rengini yosunun kokusunu unutmadan,
Kahverengi toprağın sarı başağı
Güzeldir
Bu kadar da ağır olmazdı
hasretliğin,
kokun sinmeseydi
gönlüme,
Bir gülseydin yüzüme
güvercinler uçururdun
Çık gel kahveye hadi
Yeşil örtülü masa, deste kağıtlar
Dört kişiyiz, tamız kuruyoruz oyunu
Yancımız eksik, çayları söyleyecek,
Arayı bulacak, hakem olacak
Ki yancı herkesin başmisafiridir
Güneş gecenin perçemini kaldırıp
Seher vakti, tan kızıllığında
Kuşlar dansa dururken
Kabuklarını tırnaklarınla kaldırdığın
Acılarını anlat bana
Kalabalıklardaki yalnızlığını,
Düşleyebilmek seni
Çocukluğunun, içini ısıtan yaz güneşinde
Kızların enekli sek sek oyunlarında
Dizlerinde yara, kollarında çizik
Çat kapı habersiz gelen arkadaşın rüzgâr
Saçlarını savurup, dans ettiğin yaz yağmurunda,
Eylül tehlikelidir,
hava mesela,
bozar, karışır ansızın
mor olur gökyüzü
asar suratını,
Ağaçlar mesela,
Söz dinlemez renk bandosudur Eylül ayı,
Kararsız kırık güneş ısıtır hepimizi,
Hasrete düşmüş aşk şiirleri mısralanır
Gönül gönüle ay ışığı sofralarında,
Bir ekmek, bir umut, bir dostluk
İnsanız, güleriz, yaşarız namuslu,
Bana fazlasını anlatır
tan ağırırken kızıllık
insan okurum gökyüzünde
güneş bahanedir
Damla damla düşen
yağmur sanırsın
Hiç gitmediğimiz
Yorgun şehrin uzağında
Tablo, hardal rengi Kasım zamanı
İspinozların rengi ile yarışır
Issız, duru ve biraz kırgın
Gümüş gölün kıyısında,
Yağız atlar doldurur dörtnala ovayı
Yeleleri gelin duvağı, savrulur
Yer sarsılır, yıldırım düşer
Ben sarsılırım, kopamam kara gözlerinden,
Çağlayanlar dökülür boz kayalardan
Karların coşkusudur, avazıdır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!