İkizköy adı derler
Bilesin tüm Anadolu köyleri
Kurdun, kuşun ve komşuların yuvası
Buram buram sarar boylarınca, çam, ardıç, zeytin kokusu
“ve elleri kelepçede”
Vatanın neresi diye sorarlarsa
SÜRÜ
Yaşıyoruz ya, yoksulluk kallavi
Boylu boyunca sarar adamı,
Yüzünün yanığından, çatlak topuğuna kadar
Bebelerimizin saçlarında bitler oynar,
Günda kaç kez terleyip kuruyan
Bir mektubun olsun,
çalakalem yazılmış
"nasılsın" diye başlayan,
üç satır yeter
elbet siner
sözcüklere
Beyazda saklı her şey
Henüz göremiyoruz,
Sancı geceleri
Sarmalar dört bir yanımızı
Kalem, özgürlük ister
Doğum çığlığı
Gözlerimi,
Söz dinlemeyen
Gözlerimi
Hücreye koydum,
Ya aklım!
Kara gözlerine düştüğümden beri
Mavinin kızıllığı ablukaya aldığı vakitti
Karşıda, gri taş balkonda
Turuncu, pembe, sardunyalar arasında
Esneyen sarman yavrusu,
Yarın mıydı, an mıydı düşündüğüm
Yoksa kalabalıktaki yalnızlık mı?
Pencerelere demir vurdun
Üstüne dikenli tel
Peki
Ya
Yüreğimden salınan
O güvercinler
“Oğlum yüzmeyi bilmezdi ya
suyun içinde ne yaptı”
“Gitti mi benim oğlan şimdi”
“Gene de söyleyemem ihtiyacımı
canım ayıp olur şimdi”
“mecburen birbirimiz sürüyeceğiz şimdi”
“Uzun zamandır” diye başlarım söze
Esasen, ilk gördüğüm andan itibaren
Pusulam,
Yönüm,
Kuzeyim sen
Meteor çarpması,
Karıştırdım kitapları, sözlükleri
Yüz harfi, üç bin dili
İskenderiye Kütüphanesi’ni
Kazıdım toprağın altını
Av sonrası kutsal totemleri
İlahi metinleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!