Eylül düşer üstümüze,
"Yaz bitti" ve “okul zamanı şimdi” (Tabii okul günlerini geçtim),
Buluşmaların, kavuşmaların, sıkı sıkı sarılmaların,
"Neler oldu neler" diyerek demli sohbetlerin,
Sigaranın közünde anlatmanın zamanıdır.
Dinleyemediysen, okul okumamışsın dedirten
Nilüfer sabahları zamanı
Harikaların mucizesi bahçede
Sıcak bakışlarından kaçamam
Takılır gözlerin kahverengi
Kelebekler uçar koynundan
Düşer sevdam derine
Ekmek davası bu
Açlık davası
Sanma ki zahmetsiz
Helalleşirsin evden çıkmadan
Al yanaklınla
Koklarsın beşikteki ciğerini
Günler ardı ardına bütün ağırlığıyla
Tek başımıza uçurumdan aşağı düşüyoruz
Yaralıdır tüm yürekler, dağlanmış
Bir nefes, bir mahkûm ziyareti, bir tadımlık
Karşı duruş, bir itiraz zamana
Masa lazım hepimize, tutunacağımız,
Bak şiir kitabın var rafta,
Şairsin, ozanısın zamanın,
“Yaralısın” bundan böyle
Sadece senin acıların değildir yara,
Kim aç kalmışsa derdi sana,
Avucu boş kalıp ağlayan çocuk,
Her şeyi yazdılar,
Kıyısında beklerken
Mor gecelerde denizin dalgalarını,
Bıyıkları buz tutmuş
Issız karlı dağları,
Sabah güneşinde
Yaz sabahı serinliği
Dinlerken ruhunun eşsiz melodilerini
Belki, alır götürür seni
Yunusların neşesi
Uzak lacivert denizlere,
Belki, rüzgar yurdu
Bugün güneş başkentten ayrıldı
Kış tanrısı Fornjot’un davudi sesi çınlattı boydan boya
Döküldü yapraklar, kitaplar, giz hatıraları
Caddeler Chara Çölü kadar yalnız
Ve griye döndü ufuk, bulanık, puslu
Soğuk, güneşin gidişini planlayan
Beyaz bulutların arasından
Gökyüzünün sahiplerini davet ettim
Beraber türkü tutturalım diye
Uçsunlar özgürlüğe, sevdaya
Yüreğim söz, yüreğim ay düşü,
Yüreğim üç tel sazdır,
Yokluklar sonsuzluğunda
Siyah siyah
Mavi kırmızı
Karşı karşıya...
Büküldüler
Işık ışığı kırdı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!