Bir gün anlarsın;
Meğer en derin sessizlik,
Söylenmeyen "kal"mış.
Ben giderken kapanan kapı değilmiş acı,
Ardından hiç açılmayanmış.
Biliyor musun,
Kaç özlemin ateşi yandı yüreğimde,
Kaç gece gözyaşlarım sel olup aktı içimde.
Bu kaçıncı uykulara adını sayıklayarak dalışım,
Bu kaçıncı sabaha biraz daha eksilerek varışım.
bir şehre benzer yüreğim
suskun ve durgun
uzak diyarlardan çıkıpta geldin
yoruldun ve durdun
en ücra köşesine taht kurup oturdun
Sen giderken
Yağmur yağıyordu bu şehre
Bulutlar sana ağlıyor
Gözyaşlarım sana akıyordu
Sen giderken
Allahım...
Ben bu dünyaya,
Hiç kimseyi kırmadan geçmek istedim.
Ama fark etmeden,
Kırdığım kalpler oldu.
Sen yine ona giderdin.
Sanki bütün yollar
Adını ezberlemiş gibi.
Arkana bile bakmadan giderdin.
Ben pencereyi açardım.
Gece usul usul içeri girerdi.
Pazara vardım, aldım bir elek,
Yâr beni görünce doğrulttu yelek,
Dedim “Bir gülüş ver, gerisi gerekmez,”
Dedi “Bedava olmaz, önce bir emek!”
Aman kız, nazını tartıyla mı sattın?
Bir damlaya yedi deniz sığdırdım,
Güneşi gece doğmaya kandırdım,
Bütün yolları kapına vardırdım;
Sol yanım çiçek açar, neden diye sorma.
Göğe merdiven dayadım, aya çıktım,
Allahım...
Bana çok vermeni değil,
Hayırlısını vermeni dilerim.
Uzun ömür değil,
İçi bereket dolu bir ömür isterim.
Seni yağmurlu bir istasyonda gördüm,
Gece son treni bekliyordu raylarda.
Saçlarından süzülen birkaç damla
Sessizce ölüyordu omuzlarında.
Elinde eski, kahverengi bir bavul,
Gözlerinde uzak şehirler vardı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!