Sesinizi alçaltın arkadaşlar,
bu haberi dağlar duysun, taşlar duysun;
köyün üstünden geçen kuşlar bile duysun da
annem duymasın.
O, beni hâlâ nöbette sansın.
Üşüdüğümü düşünüp
Gözümden dökülen her damla yaşta,
Söyleyecek sözüm, dilimde kaldı.
Ömür gelip geçti bu genç yaşta,
Gençliğim o yarin elinde kaldı.
Yalanmış dediler sevdanın özü,
Benim bu dünyada hiç yüzüm gülmedi,
Kaderim dertleri bana eş etti.
Ömrümden ne kaldı, gençliğim bitti,
Yeter ki sen ağlama, gül yüzün solmasın.
Ben çekerim elbet aşkın yükünü,
Gözlerin değince geceye,
Ay bile susar, seni dinler.
Bir bakışın yeter içime,
Kalbimden geçenleri kim bilir?
Sana dokunmadan titrer ellerim,
Bilmeyeceksin, neler yaşadığımı, neler çektiğimi,
Kan olup damla damla damladım bilmeyeceksin!
Hayalin, gözümün önünde, anıt gibi durduğunda,sancılandığımı
Her sancıda kıvrım kıvrım kıvrandım bilmeyeceksin!
Çaldığında telefon, sana koştuğumu, her ses tonunda
çelikten bir bedenin içinde pas tutmuştu kalbim
aynı fabrikanın gölgelerinde doğduk
tesla damgalı iki beden çelikten yoğurulduk
Yine duman çöktü garın başına,
Bakmadılar bu gözümün yaşına.
Yazmışlar gurbeti genç yaşımda,
Uzayıp gider bu demir raylar...
Yârimi benden alıp götürür raylar
Bazı sevdalar vardır
Kavuşulması güç uzaklıklar içerir
Yaşayan bilir sadece
İşte bende sana hasretim
Bir demlik çayın içinde
Ne zaman demlikte su sesi duysam,
Sen
Güneşli bir bahar günü çıkıverdin karşıma
Deli fırtınalar gibi azgın seller gibi geldin
Gelişinle
Bambaşka baharlar getirdin hayatıma
Erkek var kahve gibidir,
Acısını içine gömer.
"Güçlüyüm." deyip güler geçer,
Yalnız kalınca çöker.
Erkek var ceket gibidir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!