Sonbaharın tozlu kafesinde,
kurumuş gül yaprakları...
Kendi dikeni kanatmış gonca gülleri...
Pembe uçurumalarda sararmış tiryaki menekşeler,
Fesleğenler eskisi gibi koku salmıyor,
Dereler coşkulu akıp çaglamıyor...
Gözlerimde süslediğim hayalinle,
Bir gün daha tükenir sevgisiz ve sensiz
Özlemin bir bulut gibi sarar içimi,
Yağmur olup yağar üstüme her gece
Damlalar yüreğime vurdukça,
Tahammül duvarı yıkılıp gider.
Hayat,
Altmış boğumluk bir yumak...
Her boğumda, üçyüzaltmış düğüm...
Her düğüm bir arşın...
Çöz, çözebilirsen!
Nasıl anlatsam ki mevzu çok uzun,
Bulandı kuyunun suyu be evlat!
Ucunu gördüğün sivri boynuzun,
Ceddine dayandı boyu be evlat!
Arpa meydanında kurulmuş pazar,
"Hangi sözle başlasam sevgini anlatmaya"
Ne yazsam eksik kalır sözcük neyi anlatsın,
Sen ilkbahar soluklum sen özlenen muratsın.
Baharımsın yazımsın güneşim yıldızımsın,
Köyün suskun sokaklarında,
çocukluğumuz çığlık atardı.
Duvar dibinde saklanan hayallerim,
gözlerimde canlanırdı.
Toprak damlarda tüten bacalarla birlikte yüreğimiz ısınırdı.
Yelken açtım umuda tüm zamana inat
Tekmeledi ha bire bazen katır bazen at.
Bakındım etrafıma bir sürü yamyam gördüm
Her gözümü yumunca tanıdık yüzler gördüm.
Bahçemde bir kasırga ne çiçek ne gül kaldı,
Bir tenhada vuslatı bekleyen bülbül kaldı,
Mevsimler senelere günler takvime küstü,
Hicran hicran üstüne, bir ömre ödül kaldı.
22.02.2024-ELAZIĞ
Ne zaman kalemi elime alsam
Bilinmez bir arzu ağlar içimde
Gecenin koynunda hayale dalsam
Bir garip inilti çağlar içimde
Virane gönlüme sabır kar etmez
Hicran ateşiyle yaktım özümü,
Sıladan ayrıldım üzüldüm geldim.
El açtım mevlâya döndüm yüzümü,
Sabır ipliğine dizildim geldim.
Yükledim sırtıma onca derdimi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!