Gülmez oldu gözlerim yalnız kaldım uzakta,
Çırpınıp durmaktayım düştüğüm bu tuzakta,
Bela dikenleriyle sarılmış cümle yanım...
Ne ateş kalmış işte ne kül kaldı ocakta,
...............................Yüreğime saplanan,
bu hançer baktım senin,
El ayak çekilmiş ortalıktan...
Bulutlar kaplamış gökyüzünü.
Bir ben kalmışım kendimle...
Hangi kelimeye sarılsam,
Hicran olur kanar, benimle...
Ölümün günü saati yok evlat...
Toprak aldığını geri vermez...
Ölüm her canlı için alın yazısıdır...
Bir ezan ile geldik bir sela ile göçüp gidecegiz.
Ya sonrası kiminle nasıl ve ne ile anılacağız...
Ömrümden silinmiş bir bir seneler
Gündüzler geceye karışıp gitmiş
Anılarda kalmış solan resimler
Mevsimler aylarla yarışıp gitmiş
Bir yetik umudum düştük peşine
Hasret hüzün dert derken
Acıyla yoğrulmuş
Ateş alev kor derken
Yanmışım kavrulmuşum
Düştün gönül haneme,
Gözlerim yollarda beklerken yari,
Yar dediğim güzel bana el olmuş.
Gel de gör aşkından kalan eseri,
Açtığın yaralar sarılmaz olmuş.
Ne haberin gelir nede bir sözün,
Gece gündüz boş ova da,
İş aradı halo dayı.
Yıllar yılı solucanda,
Diş aradı halo dayı.
İki dudak arasında,
Dedemden kalan hatıralar ve çocukluk yıllarıma ait bir çok anı canlanıyor hafizamda...
Bağda büyük cevizin dibinde oturduğumuz anlar, üzüm ve elma topladığımız günler,
birer birer geçiyor gözlerimin önünden...
En çok'ta dedemin anlattığı savaş anıları, düşüyor aklıma...
1900 doğumlu Mustafa oğlu Fayik...
Kızıla boyanınca akşam güneşi,
Alaca karanlıklar sarar içimi...
Gölgeler düşer gönül duvarıma.
Bir damla yaş süzülür gözlerimden,
Gece alır beni kollarına,
Sarılınca geceye, anlarım o an,
Gidiyorum son defa dostlara sarılmadan,
Gidiyorum, nereye gittiğim sorulmadan!
Yorulmuş bir sevdayı ardımda bırakarak,
Gidiyorum bağrımı alev alev yakarak!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!