Erkeği kalaycı, çalgıcı sepetçi...
Kadını elekci, bohceci...
Kimi dilenci, kimi eskici.
Tenceresi, tavası,
Kalburu, eleği...
Vur kalaycı kalayı!
Can içinde canı candan
Ayrılırmı gönül yardan
Kal gitme bu diyardan
Gönülde his yare hasret
Anıyorum herdem seni
Ben bir garip bülbülüm sen ise gonca bir gül,
Kah edalı tavrın var kah ağlatan halin var.
Bir tebessüm et bana yüzüme bak bir kez gül,
Zaman geçip gidiyor dünyanın bin hali var.
Gülün dalı kırılmış dikenler boy verecek,
Ne gündüzüm gündüz, ne gecem gece,
Hayalin gözünden gitmiyor gülüm!
Kanıyor yüreğim inceden ince,
Bu çile çekmekle bitmiyor gülüm!
Yandı alev alev gönül harmanım,
Her şey gönlüm gibi bir garip şimdi
Mevsimler bir başka ben bir başkayım
Yar vefasız felek halimden bihaber
Dertlerin biri gelir biri gider...
Bitmeyen hüznün kıskancında,
"Düştüğümüz hale bak, hani nerde adalet!'
Adam ipte bin hüner, dalkavuktan bir çember,
Her sakala bir tarak, uyduruyor bu berber.
Haya bilmez utanmaz, yalan içinde yalan,
Anam canım anam!
İyi niyetlim, yufka yüreklim.
Çırpınışın revamıydı,
Yükü dünyadan ağır ömrüne.
Kime yarandı çabalayan ellerin.
Gözlerindeki inci tanelerini,
Anlayamazsın sen beni
Gölgeyim ben kendime...
Bütün kelimeleri silinmiş,
Ve imlası olmayan bir misra yım,
Yalındır tüm cümlelerim,
Her harfinde acıların ayak izleri...
Vefanın, dilin, duygunun, yüreğin el ele, yüz yüze,
iç içe girdiği, gönül gönüle birleştiği, bir gül bahçesinin güneşlenmesidir dostluk.
Fırtınalarda, boranda yüreğimizin ısınmasıdır.
Dost; hayatımıza renk katan, doğruya ve güzele birlikte yürüdüğümüz kişidir.
İnsan, onunla huzur bulur.
Ne zaman gözlerim,
dalıp gitse uzaklara...
Acılar yüreğimde yankılanır...
İçimde dalgalar,
dudağımda şimşekler haykırır.
Bedenim sızlar yüreğim titrer,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!