Vefanın, dilin, duygunun, yüreğin el ele, yüz yüze,
iç içe girdiği, gönül gönüle birleştiği, bir gül bahçesinin güneşlenmesidir dostluk.
Fırtınalarda, boranda yüreğimizin ısınmasıdır.
Dost; hayatımıza renk katan, doğruya ve güzele birlikte yürüdüğümüz kişidir.
İnsan, onunla huzur bulur.
Ne zaman gözlerim,
dalıp gitse uzaklara...
Acılar yüreğimde yankılanır...
İçimde dalgalar,
dudağımda şimşekler haykırır.
Bedenim sızlar yüreğim titrer,
Gülmez oldu gözlerim yalnız kaldım uzakta,
Çırpınıp durmaktayım düştüğüm bu tuzakta,
Bela dikenleriyle sarılmış cümle yanım...
Ne ateş kalmış işte ne kül kaldı ocakta,
...............................Yüreğime saplanan,
bu hançer baktım senin,
Ölümün günü saati yok evlat...
Toprak aldığını geri vermez...
Ölüm her canlı için alın yazısıdır...
Bir ezan ile geldik bir sela ile göçüp gidecegiz.
Ya sonrası kiminle nasıl ve ne ile anılacağız...
Ömrümden silinmiş bir bir seneler
Gündüzler geceye karışıp gitmiş
Anılarda kalmış solan resimler
Mevsimler aylarla yarışıp gitmiş
Bir yetik umudum düştük peşine
Hasret hüzün dert derken
Acıyla yoğrulmuş
Ateş alev kor derken
Yanmışım kavrulmuşum
Düştün gönül haneme,
Gözlerim yollarda beklerken yari,
Yar dediğim güzel bana el olmuş.
Gel de gör aşkından kalan eseri,
Açtığın yaralar sarılmaz olmuş.
Ne haberin gelir nede bir sözün,
Gece gündüz boş ova da,
İş aradı halo dayı.
Yıllar yılı solucanda,
Diş aradı halo dayı.
İki dudak arasında,
Dedemden kalan hatıralar ve çocukluk yıllarıma ait bir çok anı canlanıyor hafizamda...
Bağda büyük cevizin dibinde oturduğumuz anlar, üzüm ve elma topladığımız günler,
birer birer geçiyor gözlerimin önünden...
En çok'ta dedemin anlattığı savaş anıları, düşüyor aklıma...
1900 doğumlu Mustafa oğlu Fayik...
Sevgiler büyüttüm kır çiçeklerinden,
Umutlar yeşerttim al yeşil...
Toplamak için düş kırıntılarını,
yıldızlarla selam yolladım...
Her gece özlemler gönderdim,
yalnızlık ve hüzün diyarından...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!