Huzursuzluğa, yoksulluğa, haksızlığa uğramaya o kadar alışmış ki insan, bunların olmadığı hayatta
nasıl yaşayacağım diye düşünürken bile zorlanıyor...
Sabıkama hasreti yazan takvimler
İşkenceyle götürürlerken
Yarınki ihtiyarlığımı,dünkü gençliğimi dar ağacına
Beni sana zincirleyen bağlar
Ömrümü gasp eder
Mesken tuttuğum gözlerde
Teslim bayrağını çekmedik asla,
Son sözü sakladık, durduk bir pusla!
Zihne kelepçe mi vurur her asla?
Halkın meydanında mertçe gürledik!
Hasım da olsa biz buyur eyledik,
Teslim bayrağını çekmedik asla,
Son sözü sakladık, durduk bir pusla!
Zihne kelepçe mi vurur her asla?
Halkın meydanında mertçe gürledik!
Hasım da olsa biz buyur eyledik,
Saç-la-rın ö-zen-le ta-ra
Te-pe-de per-çem kur-de-la
I-şıl ış-ıl ba-kış-lar-la
Ağ-şam to-ya- er-ken gel ha
İkmal ve keyif için var olan
Nice muhacirler göçtü dünyamdan
Gölgelerim bile uzaklaşırken
Hep kendi içimde parçalara ayrıldım...
Tozu hiç sevmedim bir fotoğraf gibi
Ama her toz zerresi ilişecek bir yerimi buldu....
Tulpa,yorgun yüreklerin cesur sevgilisi...
Ağla!
Ağla ki,silsin gözyaşları dibe vurmuş kederleri,
zaman olup götürsün anıları.
Ağla ki temizlesin gözyaşları ,sonlarını yolların,
Karanlık ne kadar kararsa da
Korkmayacağız!
Hiçbir şeyimiz kalmasa da
Tek hayalimiz
Korkudan güçlü tek yanımız
Umudumuz var...
Kötü günleri zamanla
Güzel günleri zamanda...
Unutursun..
Sadece gıdaların değil,
Aşkın, dostluğun, arkadaşlığında
Genetiğinin değiştiği bir zamandayız...
Vakit kasımın sonu,döksün artık bütün ağaçlar yapraklarını...
Gidecek gibi olmasına razı olmadığım,
bırakıpta gitmiş tüm gamlarını...
İçmişte gitmiş gamzelerinden gözlerinin ağı'nı...
Kararsın artık bulutlar,döksün gözyaşlarını...
Gözlerini kırpmasına razı olmadığım, gömmüşte gitmiş gönlüme, yara almış, gözleri açık naaşını ...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!