Kapanmış sanılan bir kitabın, ansızın rüzgârla açılan o kanlı sayfası,
Bir eski zaman hayaletinin, usulca şu gariban ömrüme düşen gölgesi...
Senin için sıradan bir adım, ufak bir meyil, eski bir hatıranın ihyası,
Benim için kıyametin ta kendisi, göğüs kafesimde kopan o mahşer nefesi.
Avuçlarımda sakladığım, sıkmaya kıyamadığım keskin bir buz parçası sanki,
Hem ayazıyla yakıyor ciğerimi, hem süzülüp gidiyor o çaresiz ellerimden.
En acısı da ne biliyor musun şu kahreden, şu çıldırtan ecelin?
Kayıp gidiyorsun parmaklarımdan, üstelik ellerim sana hiç değmemişken!
Ben senin aklının o serin, o makul köşesinde ufacık bir yer dilenirken,
Sen seni defalarca kanatan, o köhne, o eski kışa yeniden bilet kesmişsin.
Ben tek bir "nasılsın" sözünden gelinlikler, umutlar, devasa destanlar dokurken,
Sen çoktan bitmiş bir cümlenin sonuna, pervasızca üç nokta iliştirmişsin.
Kilitlendi dizlerim, ne bir adım ileri gidebilirim artık, ne bir adım geri,
Karşımda yavaş yavaş toparlanan, başkasına ait o galip, o mağrur enkaz.
Görüyorum ki benim uğruna devirdiğim dağların, feda ettiğim koca aklın,
Senin o çok eskiden kalma, o tanıdık yarana karşı hiçbir hükmü olamaz.
Sıksam avucumu parmaklarımı kesecek, bıraksam toprağa karışacak bu sızı,
Öyle dilsiz, öyle elsiz kolsuz kalmışım ki şu amansız, şu asimetrik savaşta.
Ne kavgaya tutuşacak bir hakkım var, ne de gitme diyecek bir kelamım,
Seyirci kalmakmış payıma düşen, kendi ölümümün yazıldığı bu kara tahtada.
Şimdi sızlayan parmaklarımda, sadece eriyip giden o buzun kahpe ıslaklığı,
Bir de senin lügatinde bir daha hiç okunmayacak o cılız, o öksüz adım...
Varsın felek bu hikâyede de kırsın benim boynumu, en güvendiğim kılıcımı,
Zira benim en görkemli yenilgim, senin o eski maziye tekrar gülümsediğin andı.
Kayıt Tarihi : 26.09.2026 09:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!