Yürüdük her zaman, yolun solundan
Esirgemedik selamı, Allahın kulundan
Daima gönülü yürüdük hak'ın yolundan
Hayırlara vesile olsun diyerek yürüdük.
Hayırlı olsun diyerek girdik zahmete
Kilitli kapıların / zincirini kırarak,
Kendi küllerimden ben / yeniden doğuyorum.
Karanlığın bağrına / meşaleler yakarak,
Tutsak mevsimleri bak / özgür kılıyorum!
Sessiz akan nehirler / şimdi nefretle coştu,
Karardı gönlümde vuslatın dağı
Cennette ki huriler çağırsa
Bir daha yiyemem kul hakkı
Titresin yaprakların gazeli ile bağı
Tövbe etsem yemesem cennet meyvası.
Gece göğsümdeki tıkırdayan an,
Sessizlik odada biriken gri kül.
Dudağımda donan o son tebessüm,
Cebimde kırılan aynalar bir tül.
İçte sönmeyendi fener gözlerin,
Ayarsıza ayar gerek.
Saat akrep yelkovan.
Her işe erbab gerek.
Testin boş olsa gerek.
Sevmelerim ağır benim
Yiğitler karşı durur yedi düvele,
Karış karış gezeriz pazar çarşı.
Geçit vermez atam yobaz, haine,
Boyun eğmez asla çirkin sesine.
Yedi düvel diz çöküp titrer önünde,
Işıklar söner birden, perdeler yavaş açılır;
Kurgulanmış bir ömrün rolleri yere saçılır.
Herkes kendi payına düşen o maskeyi seçer,
Sahnede bir gölge gibi insan sessizce geçer.
Sözcükler düğümlenir, konuşamaz dilde hece;
Avcumda kuruyan / son somun katık,
Yabancı sokakta / dişlenir nefret.
Kimseye merhaba / demem ben artık,
Selam vermek demek / kutsal emanet.
Diller kilitlendi / kelimeler pas,
Cahil ile sohbet etme gel bu durma alış
Kibiri ile büyüyenin burnu iki karış
İş bulursan git durma hemen o işte çalış
Dost olur mu söyle kurt koyunla hiç kuzum.
Söyle hiç meddet umulur mu kahve falından
Patates soğan var artık yağsız
Soframızda bal kaymak muafız
Sarayın sofrasında bir dolu ağız
Diyemem ki ben sana be açız.
Bak dünyaya nimet nimet üstüne




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!