Geldin yolun sonuna, işte bitti İbrahim;
Ne saray baki kaldı ne bir taht ne de rehin.
Gözlerini yumduğun o karanlık perdede,
Sana yoldaş olacak sadece kalb-i selim.
Dursun dünya telaşı, sesler kesilsin artık;
Temmuz’un bağrında bir kara duman,
Srebrenitsa yandı, vermedi aman.
Avrupa’nın kalbinde durduğu zaman,
Binlerce can düştü toprak altına.
Mladiç denen zalim şehre girerken,
Bekliyorum her gün, sabah olmuyor,
Uzuyor karanlık, güneş doğmuyor.
Ruhum kabzasında huzur bulmuyor,
Huzur, neredesin? Beni bulmuyor.
Gözlerimi diktim uzak yollara,
Garibin afakını sarmışa gam ile keder
Zalim kullar bırakıpta, seni terk eyler
Huda verdiyse gamı, birgün terk eyler
Cahil ile çıkma yolla, sonra çıkar molla
Terki diyar etmezse riya ile hille
Nefse köle olan kişi,
Kıramaz hiç bu bendini.
Yalan olur dünya işi,
Bulamaz öz o kendini.
Dünya malı gözü boyar,
Memleketin her köşesinin sıksan çıksa suyu
Sana bana beleşten içirmezler bir gıdım suyu.
ENGİN TOPKAN (22.08.2020)
Sitemini ettin uyamadın çağrıma
Heba ettim tüm hayatımı uğruna
Çivi gibi çaktın sevdanı bağrıma
Bakamadın özüme, sustum sevgilim.
Sendeki yürek değil gaz beton sanki
Zaman dairesel bir ilmikti, kırıldı...
Mekân kendi hacminde eriyen bir gölge şimdi.
Üçüncü boyutun o dar, o çürüyen hapishanesini yırtıp fırladı ruhum;
Aynı anda, aynı nefeste, hem en dipteyim hem en uzak galakside:
İçimde Süveyda.....Karşımda Rüveyda...
Süveyda; bilincimin o dokunulmamış, o rahim karanlığı,
Bulanık akan suda gece dilsiz ve sağır,
Mürekkep balçık olmuş sızıyor ağır ağır.
Yutulur ışık dipte o duruluk kaybolur,
Hakikat aranırken zihin hırçın yorulur.
O gri dalgalar da harfleri boğar suda,
Ağlayan bulutlar içinden, bir hasretle süzüldüm,
Toprağın koynundaki gizler ile büküldüm.
Yaralı bir nehirde damla damla döküldüm;
Akan zaman içinde, en berrak yas sesiyim.
Kâh buzula hapsoldum, dondurdum feryadımı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!