Feryad etsen bile duyulmaz sesin,
Kelimeler boğulur derin kuyuda.
Kesilir göğsünde o son nefesin;
Uyanamaz ruhun derin uykuda.
Gözünden firar eden o tuzlu yaşlar,
Sokaklar bomboş ve lambalar sönük;
Bu şehir uykuda bir hayal gibi.
İnsanlar maziye arkası dönük,
Herkes bu ömürde yabancı gibi.
Kaldırım taşları ezbere bilir
Masada duruyor o en son kadeh,
Zaman akıp gitmiş garip biçimde.
Her yudumda maziden gizli bir ah,
Ömrün tortusunu saklar içinde.
Tanıktı şu zihnim, sanık yüreğim;
Zamanın dalgası, döverken dik kıyıyı,
Koparır ömrün o en mağrur taşını.
O derin girdap uyutur her anıyı,
Fırtına saklar bu denizin yaşını.
Fırtınalar kopar kalbin şu koyunda,
Bakma o sinsi yüze, o camdan sahte saraya;
Zamanın zehrini emmiş, gizler parlak koynunda.
Gençliği kurban seçer, her gün o boş dünyaya;
Hain ilmikler örer ömrün mağrur boynunda.
Ayna gaddar bir hırsız; çalar gözden kutsal nuru,
SONE- XXIII : ŞAFAĞIN İLK IŞIĞI
Karanlık gece teslim ederken hükmünü güne,
Ufukta kızıl çizgi yırtar göğün tülünü;
Şafak, fısıldar geçmiş günün o mahzun dününe,
Taze bir nefes temiz eder kışın gülünü.
Dökülsün son kadeh, zamanın bittiği yerde;
Bırak, sarsın ruhunu kızıl şarabın demi.
Kapanmadan yüzüne o son karanlık perde,
Unutalım limandan demir alan gemiyi.
Bu mahzun masada geriye dünün ahı kalır,
SONE XXIV: GÖLGELERİN SESSİZ DANSI
Güneş çekilir sahneden, başlar gizemli oyun,
Duvardaki gölgeler, dilsiz birer şahittir.
Karanlığın bağrına teslim olur asi boyun;
Geçmişten gelen o giz, her gölgede sabittir.
Döndürmez olur felek o amansız, hoyrat çarkını,
Rüzgâr keser sesini, yaprak asılı kalır dalda;
Siler zaman zengin ile fakirin arasındaki farkını,
Ne bir adım ileri gidilir ne de bir umut kalır yolda.
Akmaz olur nehirler, durur o sonsuz akan nehir,
Sararmış sayfalarında zamanın tozu gizlenir,
Unutulmuş bir çekmecede bekler o eski mühür;
Mürekkebin solan renginde eski bir aşk izlenir,
Oysa yazan eller çoktan toprağa olmuştur mahkûm ve hür.
Her satırda titreyen bir kalbin son feryadı var,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!