Nizam-ı âlem ülkümüz, terazimiz Hak bizim
Kraldan çok/ta kıralcı soyatarımız çok bizim
Kudurmuş itte çakala..kemiğimiz yok bizim
Hak yolunda yürürüz düşmanımız çok bizim
ENGİN TOPKAN (15.04.2020)
Yiğit muhtaç iken kuru soğana
Zengin se el kesesinden osurur
Gariban sazıyla feryat edince
Kurtta koyun'un postuna bürünür
Herkesin gözünde varsa bir korku
Bu kadar onursuz şerefsiz satılık insanın içinde nefes almak
Onur meselesiydi yaşamak
Şakşakçılar ordusunda hile ile desis
Dinlerin kardeşliği masalında pus ile sis
Din kisvesi altında büyülenmiş ti mersis
Tevekkülü derinden hissedenler
Secdeye tevekkülle giderler.
Alimler gökyüzüne kara deseler
Allem-i cihanda gelse mavi derim
engin topkan
Aşkın sıratından geçtim.
Aşk bağında badeler içtim.
Ehli aşığın aklı yâr dadır tezgel
Aşk ateşiyle yürek darda tezgel.
Gül dalına öter bülbüller
Tımarhane duvarına yazı yazma seni veli sanırlar.
Çok fazla kitap okuma seni deli sanırlar.
Bu yaylayı yalayaman keçleri koyunları otluyaman seni çoban sanırlar.
Küp şekeri gibi beynin var.
Yağmurda şemsiyenmi var.
Erzuruma gidersen eğer
Bestelerde elif olsan mimlensen
Aşık olsan güfteleri mi dinlesen
Bam teline mızrap değse inlesen
Mızrabını ağlatan sazı tınlamam.
Eskilerden inci ile mercan derlesem
Perde inince sahnede birden,
Gölgeler silinir o perdeden.
Kimisi alkış bekler boş yere,
Kimi gerçeği görür düşlerde.
Karanlık örtmez, karanlık örter,
Perde iner.
Kadife.
Ağır.
Altın işlemeli.
Püskülleri yere değer.
Yer mermer.
Perde açılır.
Kumaş değil.
Sis.
Parmakla yırtılır.
Arkası gerçek.
Önü gerçek.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!