Gece göğsümdeki tıkırdayan an,
Sessizlik odada biriken gri kül.
Dudağımda donan o son tebessüm,
Cebimde kırılan aynalar bir tül.
İçte sönmeyendi fener gözlerin,
Fırtınada yönü şaşırmış gemi.
Sokakta büyüyen sisli izlerin,
Peşinden savrulan eski hırkayım.
Duvar çatlağından sızan senfoni,
Pikaptan dökülen firakın sesi.
Kuruyan nehrimin suyu çekildi,
Sarıp sarmaladı zaman herkesi.
Kuşlar akvaryumda gömer sesini,
Tuzdan yelkenliler yürür çölümde.
Rüya düğümlerken son nefesini,
Kırık aynalar var donmuş elimde.
Işık sızar göğsün dar kafesinden,
Madde eriyerek döner mânâya,
Sıyrılan bu ruhun boş nefesinden,
Yürüdüm sessizce başka dünyaya.
Ben miyim boşlukta yankılanan ses,
Yoksa hiçlik midir dönen tekerlek?
Anlamsız evrende aldığım nefes,
Kendi uçurumum önüme çeker.
Özgürlük boynumda ağır bir zincir,
Seçtiğim her yolda bir intihar var.
Bakışlar üstümde ruhumu kemir,
Başkası ruhuma örülen duvar.
Özümden öncedir yalın varlığım,
Aynada duran yüz bana yabancı.
Zamanın kalbinde donan dar anlık,
Doğarken sırtlanan o soylu sancı.
ENGİN TOPKAN (24.10.2025)
Engin TopkanKayıt Tarihi : 20.07.2026 22:21:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
KÜL VE SAAT SAAT VE KÜL



