Denge
19 Mayıs 2008 günü sigara yasağının başlamasından aylar öncesinden bir endişe, bir telaş vardı toplumda. Sigara tiryakileri yasaya uyum sağlamakta zorlanacak sarılıyordu. Bugün ise; üzerinden bir ay bile geçmeden tüm medya, gazeteler şaşkına dönmüşçesine, halkını bilmez-miş, tanımazmış gibi utanmadan “ TİRYAKİ USLU ÇIKTI” diye, manşet attılar gazetelerine.
Benim de içimden “ Vah beyim vah sen, Türk vatandaşını yeni mi tanıyorsun “ diyerek, onları kınamak, ayıplamak geldi. Türk Milleti’nin insanını sizler tanıyamamışsınız beyler… Ayrı dünyalarda yaşadığınız, ne kadar da belli oluyor. Eğer ömrünüzün birkaç ayını, birkaç yılını lütfedip de onun dünyasında, onun mekanında, onun hayat şartları ile onun kanun, hukuk, örf, anane ve geleneklerine olan saygı ile uyumunu birlikte yaşasaydınız, böyle bir şüpheniz, böyle bir tereddüdünüz olmazdı. Ama nerde? Onlar ayrı alemde, siz başka dünyada, başka koşullardasınız. Elbet onu tanımayacak, bazı konulardaki hassasiyetini ölçemeyeceksiniz. Bugün birçok devlet kuruluşumuzun, hatta B.M.M.nin dahi o sade vatandaşın gerisinde olduğunu, her bakımdan halkının çok gerisinden gününü değerlendirip, yaşadığını nereden bileceksiniz.
Hiç dikkatinizi çekti mi, soruyorum? Güya memlekette toplumsal sınıf ayırımı yok diyorlar, öyle değil mi? Allah billâh için söyleyin. Var mı sınıf ayırı mı, yok mu? Elbette var… Bal gibi var. Hem de çok bariz şekilde var. Neden otellerde iki yıldız, üç yıldız, dört yıldız, beş yıldız vb. ayırımları var. Sağlık Karnelerinde neden 2 inci, 1 İnci sınıf vb. Memurlarda neden kadro derece ayırımı var? Sorun, araştırın, hastaneleri ele alın. Gidin, bakın ayırımı orada gözlerinizle görün.
..
bu gün
yarin
kardan adamlar gelecek
sessiz
sakin
ve kaderine razı olarak
adam olamayanlar
..
Bu günlerede keşen endişe içinde yaşıyorsun,
Ateşimmi var acaba tanıdıkları sorguluyorsun,
Kendinde ağırlıkla bir kırıklıkda hissediyorsun,
Hangi mevsimde olduğumuzu hatırlamıyorsun,
Yaz aylarında bunların normaliğini anlamıyorsun
Evden çıkmaz; kimseden korkmazlıkla tanınıyorsun,
..
yarını yarına ek
eline yaz sevdayı
çizgiye çizgiyi çek
diline diz sevdayı
özlemi düşür düşe
işinde kalın kuşe
..
Beynimdir Hıçkıran Ben Değilim ki
1/:
Gündüzü büzülüyor o ilk gecemin
Al sayfalar duruluyor üstüme
Rüyam çalıyor uykularımı
Ruhum hıçkırıyor ağlıyor dudaklarım
Küf yağıyor hüznün ekseriyetine
..
Ölümün gözlerine, bakıp da ağlamadım
Cesaretim bir günlük, geçici bir şey değil.
Vatan yürek de bir kor, yeni de anlamadım
Hainle savaşırken, gönlüm zafere meyil.
Attığımı vurmazsam, yediğim haram bana
Gece kar, tipi, soğuk, bir adım geri gitmem.
..
Doldur ver içeyim şarabı aşkın
Nolacak içimde harabı aşkın
Olmuşum bak gör ki türabı aşkın
Doldur ver şarabı sarhoş olayım
Sevdayı aşkından bir hoş olayım
..
Hastahanede geçen iki günün sonunda, tekrar büfeme dönmüştüm.Annesini hiç görmemiştim.Taburcu olacağı gün artık bana gerek kalmadığını,eve kendilerinin gidebileceğini söyleyip,benim hastaneden ayrılabileceğimi söylemişti.İtiraz ettimsede,annesinin yanlış anlamasından çekindiğini söyleyince diyecek lafım kalmamıştı.Öyle ya bekar kız, tereddüt ediyor olabilirdi.
İlerleyen günlerde arkadaşlığımız daha samimi olmaya başlamıştı.Artık akşamlarıda büfeye uğruyor,günde en az bir saatini benim büfede geçiriyordu.Ona çok alışmıştım.Öyleki bir aksilik olsada bir gün göremesem özlüyor,merak ediyordum.Oda aynı benim gibi hissediyordu sanırım,çünki bir gün gelemese yada gecikse telefon açıp sebebini söylüyordu.Adını koyamasakta sevgili olma yolunda ilerliyorduk.En azından ben öyle sanıyordum.
Altı ay kadar sürdü arkadaşlığımız,ve artık istasyondaki daimi çalışanların hepsi bizi sevgili sanıyorlardı.Güvenlik personeli,temizlik işçileri,bilet gişeşindeki kız,hepsi ama hepsi,Nefes köşeden göründüğü zaman bana müjde verir gibi hareketler yapıyorlar,yakınımda olanlar geliyor abi seninki diye haber bile veriyorlardı.
Sonra birgün Nefes gelmedi istasyona.Daha öncede gelmediği olmuştu ama o gün telefonda etmedi.Akşamüstü ben aradım ulaşamadım.Ertesi gün,ve daha ertesi gün içimi kemiren bir merak,endişe,üzüntü,ve özlemle bekledim gelmesini.Ama gelmedi,evini tam bilmiyordum,bir kaç sefer sorduysamda açık adres vermemiş'' ya şurda Çaldıran'da oturuyoruz'' demişti.
Üçüncü günün akşamında da gelmeyince,ertesi sabah soluğu Çaldıran mahallesinde almıştım,sokaklarda gördüğüm teyzelere soruyordum,tanıyan çıkmıyordu.Çocuklara tarif ediyordum görmediklerini söylüyorlardı.Sanki hiç o mahallede oturmamış gibi bir izlenime kapılmıştım,Hava alanında çalışan,annesi kalp hastası bir genç kızı,helede o kadar güzel bir genç kızı kimsenin tanımamasına imkan yoktu.
.Marketlere,eczacıya,herkese,sormuştum katiyyen tanımıyorlardı.
Tek yol havaalanına gitmek diye düşünüp,hava alanına gittiğimdeyse tam bir hayal kırıklığıyla karşılaşmıştım.Oturduğum yer diye başka mahalle söylemesini annesinden,çevreden çekinebileceğine yormuştum.Ama altı aydır her sabah işe gidiyorum diye trene binip gittiği hava alanında da hiç kimse kendisi tanımayınca şok omuştum.Güvenliğe,polise,temizlikçilere,hatta özel şirketler bile sormuştum,ama hiç kimse hakkında en ufak bir şey bilmiyordu.
..
zifiri karanlık içinde
endişe korkuya geçit vermiş
yoğun bir beklenti, tanımsız
niçinin ana kaynağı, belki
eskilerden, çok eskilerden gelen
peşimden gelen aşk
..
Sırtına vurulsa dünyanın yükü,
Kimse yardım etmez belinde kalır.
Sanırsın mezarda huzurun kökü,
O da imdat etmez, derinde kalır.
Koca kağnı tek öküzle çekilmez,
Taşlı tarla sürülmeden ekilmez.
..
Ne ölmeyen adam var
Ne ihtiyarlamayan kadın
Bizim burada kadınlar erkeklerden
Biraz fazla yaşıyorlar, hepsi bu kadar
Biz sadede gelelim
Aradaki farkı gözlerinle görünce
İnanamıyor insan
..
Galiba yüreğine sevgim sığmadı
İstiyorsan böleyim emret sultanım
Bulutlar engel oldu güneş doğmadı
Gölge varken geleyim emret sultanım
Sevgimi avucunda sıcak tutarsın
Gece bağrına basar rahat yatarsın
..
Sen..
nasıl anlayacaksın hürriyeti,
henüz keşfetmedin içinde yaşadığın hücreyi,
aklını, vicdanını,
muhakeme yetini esir alan sayısız hurafeyi
İbret..
..
KADINLAR ERKEKLER VE İLETİŞİM
Bu kadınlar ne yapıyor? Bütün gün evdeler. Çalışan kadınlar ve çalışmayan kadınlar. Hepsi de ev kadınlığı ana görevlerini yerine getirmeye memur. Hatta kocalarını memnun etmeye, çocukları doğurmaya amade, onları büyütmeye adanmış anıt kişiler.
Evin direği o. Evi çekip çeviren o. Kocayı idare eden o. Çocukları idare eden o. Yemekleri yapan, bulaşıkları yıkayan, evi temizleyen hepsi hepsi o. Her şey onda başlıyor, onda bitiyor. Kocayı işe gönderecek, sabah çorbasını ya da kahvaltısını hazırlayacak, çalışıyorsa kendi de işe hazırlanacak, çocuğu kreşe götürecek ya da okula bırakacak ve sonra alacak olan o. Hatta onun derslerini kendine dert edinecek, okul durumunu, eğitimini, arkadaşlarını, ilişkilerini idare edecek olan hep O.
Borçları o düşünüyor, alacakları kocası takip ediyor, Pazar derdi Onda, alışveriş tasası Onun. Her şey her şey O. İşte bu O’nun belki de yüzde yüz haklı olduğu bakış açısı.
Gece gündüz çalışıyor, evi çekip çeviriyor, bin bir türlü endişe içinde yaşıyor. Ona göre koca bencil, koca bağnaz, koca onun hatırını sormayan, onu anlamayan bir. Varsa yoksa dışardaki hayat. Eve yorgun argın geliyor, üstünü başını çıkarıyor, pek güzel olmayan pijamalarını giyiyor, terliklerini giyiyor, yemek istiyor, sonra kahve.
Yemek te beğenmiyor, kahve de bahane buluyor. Sonra oturup TV seyrediyor kafasına göre. Burada eşiyle çatışıyor. O maç seyretmek istiyor yahut belgesel, karısı dizi yahut magazin seyretme peşinde. Bir galip geliyor, öbürü yol değiştiriyor. Erkek galip gelmişse kadın ya uyuyor ya komşuya gitmek istiyor. Kadın galipse erkek ya bilgisayar adapte oluyor yahut o da karısıyla birlikte onun sevdiği program ve dizileri seyrediyor.
..
Can pazarına döndü yurdun her yanı
Canlarımızı yaktı asrın hain alçakları
Bir hiç uğruna gidiyor vatan evlatları
Yeter bitsin insanımızın da gafletleri
Nedamet yok hainlerin hiç birisinde
İnsanlıkta mahlûklar asrın gerisinde
..
Mor ışık nasılsa yalnızlık öyle
Buzdan heykellerin sıcağı gibi
Dehlizsiz uykuya uzansam şöyle
Uyanmaz gecenin saçağı gibi
Riyakâr yüzlere selam verince
Gözleri kapayıp sustum derince
..
Kara ELMAS derler adına
Göçük çökerse başına kimse yetişemez imdadına
Çare yoktur her işe gidişte korku endişe telaşına
Kuraldır inerken helalleş ailene arkadaşına kardaşına
Kömürün karası bulaşır yüzüne gözüne kaşına
Girersin azraille yaşam savaşına
Çünki ne gelecek belli değil aşşağı da başına
..
Meleklerde ağlar yeri gelince
Kızarıp kalmasın yağmur gözlerin
Sevmeyi bilmeyen biri silince
Bulutlu olmasın yağmur gözlerin
Ağlarken acılar vurunca dışa
Üzülme dökülen bir avuç yaşa
..
Ey umut...
Biliyorum mahzunsun
Hüzün dağlarında
Bekleyen sızısın
Kar yağsa, boran vursa
Sabreden hicransın
Sevdasına meftun
..
Evet, belkide haklısın
Farkındalığın adına sitem etmekte kararlısın
Ne kadar rahat olsam, gamı bir kenara bırakıp avunsamaldanırım
Endişe içinde olmak varken, dikkati ihmal etmeden, nezaketlidavranmamı umardın
İnsan hevesin değil
..



