Eylül sıcaklığında düştük yollara
yol uzundu
Ankara’dan Emirdağ a
Anlaşılan yine aynı şey olacak tı
Mor kanatlı şiirlerde boğulacağım diye söylenip düştüm yollara
Karlar yağardı Emirdağ'a
Ne vardım bir kapıya, ne çıktım içinden,
Bir durak tuttu ömrüm, adı konmamış derinden.
Ne saat ileri aktı, ne geri döndü zaman,
Bir suskunluk tartıldı kalbimde ağırdan.
Toprağımın üzerinde büyüdüm ben,
Gökyüzünde barışa dair hayallerle.
Ama ne yazık ki, hep savaş gördüm ben,
Gözlerim doldu, yüreğim yangınlarla.
Babamın elleri toprakta işlerdi,
Annem dualarla yüreğimizi beslerdi.
Güller dökülmekte duvarlardan sessizce
Yüreği kırılmış bir lambanın ışıktan.
Sürgülemiş ölümlerin ardından kapılar
Ayak sesleri karanlığın bunlar
Bırak taşlasınlar katilleri
Dokun taştan oyulmuş göğüslerine bir , bir Sfenkslerin
Gönül ikliminde doğan bir hayal,
Serin rüzgar gibi eser her hâlde.
Bazen dua olur, bazen efkâr,
Gamlı hayalim, sükûnum sensin.
Yanmak mı?
Ne söyledim dil ile, ne sükûtum izhâr,
Bir yük çöktü cânıma, ne inkâr ne ikrâr.
Kalbimde kuruldu bir gizli dîvân-ı hisâb,
Hükmü ne şerh eyledim, ne yazdım âşikâr.
Ne bir feryâd kaldı dilde, ne bir arz-ı niyâz,
Sükût öğrendi gönlüm, sustu bende ihtiyâz.
Bir defter-i âmâlim vardı rûhumun içinde,
Ne açtım sayfasını, ne diledim i‘tizâz.
Gaz lambası titrer ayazında…
Gölge düşer karlara; ha gız, biraz da…
Zemheri çöker içime, yüreğim ağırlaşır.
Bir sıcak nefessin sen bu yarada, Muallâ…
Ey gece… Al beni koynuna.
Soğuk vurur duvarın boynuna;
Yüreğimde bir keder var bugün,
Dertlerim sarar her yanımı.
Gönlümde gam yüklü bir gün,
Dizlerimde ağır bir yük var.
Gökyüzü bulutlu, güneş yok,
Şiirlerim mor kanatlılarım.
Yine dile geldiler.
Ayagıma postallarımı alıp karlı yollara vurmak var
İçimdeki güvercinler uçtu uçacak
Bense yine namlu uclarındayım.
Soyleyemez dillerim;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!