Hâbil’den kalmış mahzun bir duâ var içimde,
Kâbil’den sakındığım bir hevâ var içimde.
Bir dağın sessizliğinde bekler gibi Tûr’u ben,
Henüz kelâm olmamış bir nidâ var içimde.
Kendimi arar iken nice yollar yürüdüm ben,
Her menzilde başka bir hayâl buldum içimde.
Bazen bir dağ sessizliği çöktü bütün seslere,
Bazen çağlayan bir su misâli taştım içimde.
Âdem'den süzüle gelmiş ilk duâ var içimde,
Asırlara yön veren kutlu sadâ var içimde.
Nûh'un gemisinden arta kalan sabır gibi,
Fırtınalar aşıracak bir edâ var içimde.
Gönül dergâhımın sensin nihân olmuş niyâzı sen
Gecemde yanan ateşsin, sabahımda duâsın sen
Ne adın var dilimde, ne sûretin görünür âşikâr
Lakin her nefeste gizli, içimde bir sedâsın sen
Belâ mıdır bu uykusuz gecemde saklı rengim
Fenâya meylederken sükût ile söner dengim
Gümüş başlı adamlar gibi yorgun kalbim âh
Zamânın yükünü çektim, eğildi hep kemengim
Gaz lambası titrer ayazında…
Gölge düşer karlara; ha gız, biraz da…
Zemheri çöker içime, yüreğim ağırlaşır.
Bir sıcak nefessin sen bu yarada, Muallâ…
Ey gece… Al beni koynuna.
Soğuk vurur duvarın boynuna;
Yüreğimde bir keder var bugün,
Dertlerim sarar her yanımı.
Gönlümde gam yüklü bir gün,
Dizlerimde ağır bir yük var.
Gökyüzü bulutlu, güneş yok,
Bazıları gitmez, sessizce yokluğa karışır,
Kapıyı çarpmaz, vedalaşmaz,
Ama bir iz bırakmadan giden olmamıştır,
Çünkü insan, en çok izi kalanları unutamaz.
Gidenler hep sessiz gider,
Kalansa sessizliği taşır.
Ahhhh…
Yüreğimin eşiğine bir kara taş düştü,
Adını andıkça içimden bir ses göçtü.
Gittiğin gün var ya…
Gökyüzü çöktü üstüme de, dünya bana dar düştü.
Ellerim uzanır amma, tutamam…
Gönül ikliminde yalanlar büyür,
Bir maske takılmış her güzel ömür.
Her gülüşü ardında bir sızı yürüyor,
Hakikat nerede, kim bilir öyle.
Gam doldu göğsüme, sözüm geçmiyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!