"Koptu kıyamet, sustu kuşlar; insan
kendi imal ettiği yalnızlıkta boğuldu."
Gökte çoğaldı gümüşi renkli kanatlar,
Uçamaz oldu yüksekten hırçın
kartallar.
Yerden göğe yükseldi kat be kat
çelik,
Karınca bile dolaşamaz oldu
toprakta.
Makinelerin gürültüsüyle doldu
yollar,
Karşıya geçemez oldu artık yayalar.
Orman yenildi zamanla yangına,
Dağların dumanı, boranı azaldı.
Alçalmaz oldu bulutlar doruklara,
Deniz suyu yal gibi sıcak...
Ayak basmadan özlenir oldu kara.
Söz özünü kaybetti,
Söyleyen anlatamaz oldu derdini.
Bahar geldi geçti; kimi dondurucu
kış,
Kimi de kavurucu yaz oldu.
Sevdalar çileden çıktı,
Kim kiminle bilinmez oldu.
Yiğitlik de öldü sonunda,
Düştü ele ayağa.
Yeniden o soğuk Demir Çağı’na
döndük,
Kaya da oyulup mezarlığa döndü.
Öküzün boynuzundaki dünya,
Ortaklık bozulup
Dönmez oldu.
Olan oldu ya sonunda,
Olsun...
Biz de çıkalım kerevetine.
Şafak çoktan söküp sabah oldu.
Kayıt Tarihi : 19.10.2026 16:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
İnsanlık, yüzyıllar boyunca doğayla ve kâinatın kadim dengesiyle uyum içinde yaşadı. Ancak hırs, teknoloji ve betondan kurduğu yeni düzenle birlikte bu bağ kopmaya başladı. Gökyüzünü gümüşi çelik kanatlar ve binalar kapladı; dağların boranı, bulutların nazı çekildi, denizler ısındı ve toprak insana da mahlukata da yabancılaştı.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!