Ey eski aşkların baharı!
Bir küp ağu mu içtin ki, kızgınsın bana
Güz sancısı çeken bakışlarını çek artık üzerimden
Koy kamanı kınına, sen beni öldüremen
Gece başlar sevda çekenlerin kağnısı
Uzun uzun kamışlar
Hiç de boyamamışlar
Seni görüp gülmüşler
Kargadan çirkin kuşlar
Bana gül topladığını söyle gül bahçesinden
Bana mutluluk kopar,
Bir tas su doldur aşk çeşmesinden
Bana gül topla gül bahçesinden
Bir karanlık kuyu, bir kör nokta
Bir yokluk yaşıyorum ağızsız dilsiz
Ne yaşamın bana tahammülü var, ne de benim yaşama
Yaşıyorum bakışlarının hatırasında
1-
Muhacirin gözünde yaşlı bir damla
Kan doldurur halkalanır gözlerde
Ufka dönüp dünüp her baktığında
Eski güzel günler gelir aklına
Solur yaşadığı acı günleri,
Kalk gidelim artık, zamanı geldi
Kalk gidelim, bizi ancak yolculuk paklar.
Kurtulalım bu feleğin derdinden
Kederinden, öfkesinden, zulmünden
Bir terzinin bir düğmeyi dikimi,
Şir’e sordum
‘Bu zamanda kaç para kaç aşk alır?’ diye,
Aldı eline kalemi çaptı çarptı topladı,
Sıra sıra mısralar yazdı,
Alt alta, kıta kıta dizdi,
Etti Bana hediye
Karanlığın ardı yine karanlık
Bu günüm karanlık, yarın karanlık
Kapkara bir geçmiş, derin bir kuyu
Battıkça batıyor hayallerimle
Hatıralarımı saklar yaşlı ceketim
Bir kartal havalanır, bir tavşan can derdinde
Kaç bulut saysam bilmiyorum
Kaç bulut saysam güneş doğacak
Bu kerpiç evler sanki üstüme yıkılacak
Kerpiç evler üst üste, kapıları boyalı
1.
Korkuyorum bu şehirden
Azrail’in gölgesi üzerinde
Kasvet, kasvet, kasvet
Bu şehir kasvet




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!