Karanlığın ardı yine karanlık
Bu günüm karanlık, dünüm karanlık
Kapkara bir gelecek, derin bir kuyu
Battıkça batıyor hayallerimle
Hatıralarımı saklar yaşlı ceketim
Bir kartal havalanır, bir tavşan can derdinde
Kaç bulut saysam bilmiyorum
Kaç bulut saysam güneş doğacak
Bu kerpiç evler sanki üstüme yıkılacak
Kerpiç evler üst üste, kapıları boyalı
1.
Korkuyorum bu şehirden
Azrail’in gölgesi üzerinde
Kasvet, kasvet, kasvet
Bu şehir kasvet
Eskimiş şiirlerin şairiyim ben,
Gözlerin düştü mısralarıma,
Saçlarına düşen baharı alıp,
Kapkara kışlara çeviremem ben.
Zemheri ayazı çok çetin olur,
kalabalık başlayan bir hikâyenin son cümlesindeki yalnızlık,
tövbe tutmayan günahlarımın bedeli,
kor tutan bacalarda boğulan duman,
yoksa bu güneş tutulmasını bir ömür mü yaşayacak gözlerim?
yıldızlar da söndü...
bir gün kış da biter Nilüfer Çiçeği
gözlerinde bahar gelir ve yine çiçekler açar yanaklarında
yaz da gelir olgunlaşır meyveler
gülüşünden reçel yapar kadınlar
kemençe çalar kelebekler, kirpiklerinde
parklar neşeyle dolar
Bir hayal peşinde yıllarca döndüm,
O bir ateş suyu, bense hep küldüm,
Baharla başladım hazanı gördüm,
Ne hayalim güldü, nede ben güldüm,
Bir kelebek günü geçti bu ömrüm.
Başını eyledin dünyaya mahal,
O bir sultan oldu sense bir hamal,
Sırtında semer, ayağında nal,
Taşıdın durdun geçti bir ömür.
Bazı gün musibet, bazı gün cefa,
Şu bomboş sokakta ayak izlerin
Silindi silinecek nerdesin.
Köşedeki karanfiller senindi,
Lale, sümbül, menekşeler sen gelince şenlenirdi,
Tüm ağaçlar yeşile bezenirdi,
Bahçendeki güller soldu nerdesin?
Meltem kokuyor saçların.
Hangi hasret çaldı gülüşlerini?
Kırağı mı değdi güzelliğine?
Sen, dağların ender kızıl lalesi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!