Başka bir dünyaya göç etmek üzere yola çıkmış ve dinlenmek için dünyayı seçmiş bir seyyah.
Annemden sonra ölmek isterim.
Üç beş satır karalamak için
İncir çekirdeğini dolduracak sebepler arayan ben.
Belki onu yazacak kadar şair olurum.
Annemden sonra ölmek isterim.
Öylece bakar oldum yarenlerin neşesine.
Fazlalık değildin, koyardım kalbimin köşesine.
Aklım ve kalbim koydum terazinin ayrı kefesine.
Kalbim ağır geldi, onda seni aradım.
Kokunu fark ettim gözümden akan selde.
Bu şiir, Hz. Adem'in cennetten kovulmasına neden olan elmayı yedikten sonra duyduğu pişmanlık kadar derin pişmanlıklar yaşayan bir münzevinin seslenişidir...
SESLENİŞ
Işıkları sönünce hicranı artan bir şehrin
İki odalı gecekondusundan sesleniyorum sizlere.
Bin yıllık sürgünde bir adam.
Bir sevda yüklendi sırtına dağları aştı.
Kaf Dağı'ndan geçti devlerle savaştı.
Zaman ondan hızlı o zamandan yavaştı.
Bir sevda yüklendi sırtına dağları aştı.
Gitti... Gitti... Bir ovaya vardı.
TILSIM
Ne güzel gülersin arkasından bulutların.
Gözyaşın can suyudur, köhnemiş umutlara.
Günler, aylar, yıllar geçti uğramadın.
Seni ilk ve son gördüğüm bu yetim hudutlara.
Güneş, saklandığı yerden çıkmak için gülüşünü beklemiyor artık.
Ben ise kokunu sürünmüş papatyalar toplamıyorum.
988'i ufukta görmenin verdiği heyecan da terk etti beni.
Nedendir bilmiyorum.
Sadece, yeni dertler arıyorum kendime.
Kimsenin ağlamadığı, hüzünlenmediği dertler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!