Yorgun bir aşkın seyir defterine adını yazdım, hüzünler ektim bekleyişlerin ovalarına
Acının sargılarını değiştirdim her mevsim, ırmaklar boyadım ah sevdanın fırçalarıyla
Yangınlar biriktirdim seni özledikçe, geçtim ulaşılmaz çağlarını sabrımın fışkınlarıyla
Yalan bir ömrün gölgesinde bekledim seni, kavruldum sönmeyen sevda yangınlarıyla
Yorgun yılların yol dokunuşlarıyla sürüp içimizdeki emsalsiz sevinçleri uzaklara bir kol ararız bedenimizi saracak, çocuk mutlulukların terkisinden toza bulanmak için. İç dökülüşlerimizin sureti yansır ah aynalarda, kırık bir şarkının dimağındaki hıçkırıkları duymak için. Oysa, aynı yaşamın içinde kırık bir akşamüstünün düşünsel nidasına avuçlarımızı uzatınca dalar gideriz dünlerin suskun günlerine. Bir çığlık asılır gölgemizden, umarsız gülüşlerin parklarına çocuk gölgemiz sokulur ve içimizdeki o dingin yaşanmışlıklar hüzünlü bir şiirde son bulur.
..
Kurudum yağmurun seyrine gözümü akıtmaktan
Son damla ol düş taşayım yatağımdan
..
Yalın ayak basamadığın toprağa nasıl yağmur olursun..?
Düşünde göğüm yoksa göle düş/sen kurursun...
..
Tarafından katledilen düş eskisi, yalıtılmış dünlerimi yarınına sürerek öyle sus içinde fasılasız, sen geçtin edindiğim sessiz sokaklardan, kaçtıkça ben! ! ! Oysa ne senden istemiştim kendimizi ne de öyle olsuna getirilmiş aşklar fısıldamıştım saçlarına.Serin bir sessizlik içinde ölümü beklemek istiyordum her sıradan insan gibi.Günahların var sevgilim beni affetmişliğime getirsende, bitmeyecek günahların...
..
ne kadar acı varsa bana verin şimdi.emziği ağzından düşen bebeğin gözyaşını verin bana,sek sek oynarken düşüp elini kanatan kız çocuğunun sesini verin,okula gitmeyip pamuk toplayan çocukların düş kırıklıklarını da bana verin,yolum vatan deyip 15'inde giden ve bir daha dönemeyen yiğitlerin hasretlerini de bana verin.kör kurşuna, kör sevdaya kurban gidenlerin acılarını da ben isterim,bakmaması gerekirken bir çift göze bakıp yıllarca içinde hapis yatanların bekleyişlerini de bana ayırın,onlar da benim,ben üzüleyim isterim en çok.en çok ben ağlayayım arkası olmayan yürekler önünde.kırılan kalpte varsın benim olsun,kırılsın ki artık koşamasın.kırılsın ki en çok beni dinlesin.ben olurum ağalar beyler sizin yerinize de işten kovulan,ekmeği elinden alınan.varın siz üzülmeyin,gözyaşınız sırtınızdan akmasın...
..
Yağan yağmurların en yorgun yanında gülümse, damla ol düş kollarıma, yaş ol tut ağlamaklı gözlerimi. Rüzgarların ergüvan kızılına küsmüş en kırmızı yanında gülümse bahara, ben yürürken kahveye kanmış çınar yapraklarında, sen masmavi gökte ben ol buluş güneşin sarısıyla. Hani çaresizliğim dediğin, seni hüzünlere boğan günlerin var ya, gül geç, varsın hüznün kalsın tek başına, sen sevin nefes adığına, mavi göğe sapasağlam baktığına ve sevdanı alıp sol yanına, olmasa da yanında uyuduğun gecelere ve uyandığın sarı bir sabahın mis kokan aydınlığına gülümse.S.S.T.
..
Anarşist yanlarından tutarak, ince belli düşlerimin, peşinden koştuğum onca yarını düne serdim şimdi. Düş kırığı işporta düşünceler bize dair bende biriken, olağandışı birşey istemişimde nasıl olmaz diye kenetlendiğim, sıkı sıkıya bağlandığım paranoyalarımdan, bölük börçük sızıntılar halinde mazgal aralığı boşluklara imgeleniyor sevdalar ve sen akıp gidersin sonu denize varan yollardan...
..
Sevilmeden sevmek nasıl bir duygu olduğunu insan başına gelince anlıyormuş.İnsanın hiç başına gelmicekmiş gibi dursada bir gün ansızın kapını çalıyor.Bu acı verici ama başka bir pencereden mutlu hayal olarak karşına çıkan bir kavram aslında.Sevilmeden sevmek bir duygu intiharı resmen.Her gece hayal ettiğin sadece hayallerinde senin.Bu resmen ölüme bile bile koşmak.Yürümek bile değil.Ama insan ne yapsın.Elinde değil.Gönül ferman dinlemiyor.Dinleseydi bu intihara kalkışmazdı.Uzaktan süslü gözüksede herşey içersine girdiğinde boş bir DÜŞ sadece...
..
Düş
Şimdi uyu pembe bir düş gör
Senli benli olsun.
Kandırmasın seni mevsimler,
Lütfen biraz sıcak olsun.
Mevsim bahar ağaçlarda çiçek olsun.
Geç kalma korkusundan sıyrılalım.
..
Bir düş gezgini garipliğim
Gündüz gönül arar
Gece gurbeti yorar
Boşuna yorma deli gönül
Gönül gönülsüzlerin elinde
Gurbet garibin kalmış yüreğinde
..
GEL
gülümsüyor senli bir gün,ölümün uykuya yattığı saatte
gel çocuk kokusu kanatlarında
kahrından düşen kar taneleri gibi
düş yüreğime...
mavilere benzeyen elime
avuçlarını doldur,
..
Bir düş'ün peşindeyim iç dünyamın dar sokaklarında
Evler görüyorum büyüklü küçüklü,
Kimisi sağlam taş duvar, heybetli, gösterişli
Kimisi tahtadan sanki dokunsan yerle bir olacak gibi
Hangisine yaklaşsam açılıyor kapısı, karanlık odalar karşılıyor beni
Biraz ürkek, biraz kaygılı kaçış yok, giriyorum içeri
El yordamıyla yürüyorum peşi sıra bildik bir sesin
..
Gülde solgun pembe
Her mevsim bu zamanlar bir eskiye dönüş
Yaşananlar sanki biraz gerçek biraz düş
Ey sevgi çiçekleri ki solmaktasınız
Ey bir vakitlerin parlak yıldızı hayat
..
Su parası yüzünden duş almaz kokar durur
Acıkacağım diye sıçmaya korkar durur..
..
Ölçünün düşsel gücü
Mezura bilmez
Ki gerçekleri düş
Edilenin, olamasın:
Olasılık kabilinden
..
'Bak, her şey nasıl güzelleşecek' dedi düşümde elimi tutan çocuk. Sıradan, herhangi bir şey söylemek yerine sustum. Geçti gitti zaman ve ne yazık her şeyin güzelleşip güzelleşmediğini öğrenemeden uyandım.
Bir düştü gördüğüm; ne ki ışıklı bir düştü bu düş.
..
yıldızları taşımaktan yoruldu gözlerim
düş artık karanlığın içinden yüreğime
..
Düşlerimde seviyorum seni, buna da karışamazsın ya...!
Düş benim düşüm, ister bozarım, ister tek başıma yaşarım...
..
Geceden yana nasibin hüzün der yıldızlar, yinede bakar insan gökyüzüne alabildiğince.
Anılar doğar, yeşerir tekrar; Sonrası umuda dair hayal. Tam bu an düş almak vaktidir işte.
..
Bir yazgıdan geliyorum, gülücükleri bayramlara saklanmış çokça umut taşıyorum ceplerimde. Vaktin hayalle kesişen kapılarına koşuyorum,
Karanlığın da sevinçli olduğunu söyleyen ay hecelerini yazıyorum pencereye.. Gelir mi gelmez mi-gelir de gider mi suallerinin kaytardığı cevaplar buluyorum artık. Ayrılık lekelerinin artık bir yargı bildirmediği kelimede yetiyorum kendime. Gün ayrılık dilinden sebeplerin serpişmiş saçlarına,tel tel dolanmış anlamlarıma, pazarlıksız… Sadakat, eğildiğim dualarda avuçların gibi sonsuz huzurla kucak açıyor, Düş çocuklarımın hepsinde bu sadakat bayramının sevinci, bu ümit şenliği, bizi biz eden düğüne karışıyor…
..



