Handan Koca Şiirleri - Şair Handan Koca

86

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Handan Koca

Seni sevemezmişim sevgili öyle diyorlar.
Yasak elma misali dokunamazmışım sana.
Öyle uzakmış ki aşkın takatim olmaz gidemezmişim.
Kavrulurmuş yüreğim çok acı çekermiş içim.
Aşk yanmaktır, aşkı bilmiyorlar.

Devamını Oku
Handan Koca

Her ayrılık şiiri acıtır ya insanın içini
Bu ayrılık şiiri acıtmayacak işte
Duyduğun ayak sesleri de benim şaşırma
Sessiz sedasız gideceğim olmayan kalbinden
Çalmadığım kapının, kulpunu bulup çıkmak hiçte zor olmayacak
Sen yine bomboş yaşadığın hayat gibi

Devamını Oku
Handan Koca

Zannedersem gideceksin de oyalıyorsun beni,
Bilirim gider gelmezsin de avutuyorsun beni,
Gelirim dersin de bilirim boşa,
Gideceksin belli aklını koymuşsun bu yola.

Gitme diyeceğim de karşı koyarsın diye korkum.

Devamını Oku
Handan Koca

Fakat Sevgili……

Ben kimim sevgili hiç sordun mu?
Hiç merak ettin mi kimim diye
Aradın mı sevda yoksulu caddelerinde
Benim varlığımı hissettiğinde

Devamını Oku
Handan Koca

Benim yaşadığım şehir başka sevgili Benim şehrim de başka insanlar başka sevdalar var Benim şehrimin ağaçları başka, havası başka, sevda kokar baştan başa Çiçekleri bile başka bir güzel açar Benim şehrimin yolları hep bir yerde kavuşur sevgili. Mesela hangi yolu seçersem seçeyim sana çıkar bütün yollar. Her köşe başında sen bekliyor olursun beni. Bense ne zaman seni görsem koşarak boynuna sarılırım.Sonra sen kulağıma ‘seni seviyorum ‘diye fısıldarsın ben gülümserim sana ve sonsuz bir mutlulukla ‘ben de ben de seni seviyorum’ derim
Benim yaşadığım şehirde başka bir sen varsın Sen bile bendeki seni görsen tanımazsın. Çünkü; o daha dün yeminler etti bana ‘seni asla bırakmam sakın korkma, senden başkası haram bana’ dedi.Dizlerime yattı, sonra gözlerini kapadı,ellerimi tuttu uyumuş kalmışız. Ama hiç üşümedik sevgili, o kadar büyüktü ki sevgimiz hiç üşümedik. Ben senin aşkınla hiç üşümedim ki hala sıcacık kalbim. Kimsenin dokunmasına izin vermiyorum inan, kimseyi almıyorum şehrime,çünkü; kapıları kilitli Hatırladın mı? en son sen misafir olmuştun benim şehrime yüreğime. O kadar sevdim ki senin misafirliğini şehrimin anahtarlarını sana verdim. ‘Al sen de dursun ne zaman istersen gel, artık senin bu şehir’ Sonra sen hiç gitmedin yüreğimden ta ki o güne kadar.
Hani arkandan bile bakmaya cesaret edemediğim, her yerin zifiri karanlığa büründüğü günü hatırlıyor musun? İstesem de bakamazdım arkandan çünkü; şehrimin kapılarını kilitleyip gitmiştin.Defalarca vurdum kapının ardından ‘beni bırakma gitme’! dedim ağladım, ama senden gelen tek ses ayak seslerindi duyuyorum:1. adım 2. adım 3. adım ve yoksun. Kendimle bir oyuna başladım, olmayan seninle tekrar başka bir sen aldım yanıma. Senin hayalini aldım onunla yaşıyorum artık bu şehir de, yüreğimde bir hayalle yaşıyorum. Sen varmışsın gibi yapıyorum hep.Zaten ben olmazsam benim şehrim olmazsa sende olmazsın ki Sevgili seni ben yaşatıyorum
Bir evcilik oynuyorum kendimle ne zaman biter bu oyun ben ne zaman büyürüm bilemiyorum. Belli bir yaşı var mı bir yıl, iki yıl sonra geçer mi? bilemiyorum. Ama ben bu oyun bitsin istemiyorum sevgili. Çünkü; oyunun bittiği o gün ben büyürsem eğer, seni kim sevecek? Hiç düşündün mü? kim şehrimin yollarında seninle kavuşacak? Sevgili kim uyutacak seni dizlerinde? Sen üzülmez misin ağlamaz mısın arkamdan? Ben sana kıyamam ki! üzemem ki! seni o kadar çok seviyorum ki senin hayaline bile kıyamıyorum sevgili.

Gittiğin gün zar zor gitmiştin sende Söyleyememiştin gideceğini, ya ben ya ben sevgili dudaklarından çıkacak bir söze öyle umut bağladım ki ömrümü verebilirdim, bir sözüne . Deseydin ki ‘yalan gitmiyorum’ bir söz sevgili bir sözünü bekledim hiçbir şey demedin. Bende umutlarımı senin sözlerine değil bir ipin ucuna bağladım. sonra şehrin en ücra köşesinde, tıpkı benim gibi yalnız kalan bir ağaca astım. Oysa o ağaçta umutlarımı öldürmeyi değil sevdamızı yaşatmayı isterdim ama olmadı yapamadım sevgili sevdamızı ağaçlara yazamadım. Ama şimdi sayfa sayfa seni yazıyorum. Şiirlerimiz var, sana dair yazılan sevda sözcüklerimiz var. Ama hiç şarkımız yok. Aslında ben bir şarkı seçecektim ama bütün şarkılarda ayrılık vardı seçemedim.Üzülme nasıl sayfa sayfa seni yazıyorsam, bir şarkı bile yapabilirim sana.

Devamını Oku
Handan Koca

İtiraf ediyorum bir sürü yalan söyledim sana,
İlk zaman güneş kadar parlak değildin mesela,
Ne bir mısra idin, ne bir kıta.
Oysa şimdi okumaya doyamadığım şiirim,
Gözyaşlarımın içine sakladığım hıçkırığımsın.
Eski aşk yaralarımın tesellisisin.

Devamını Oku
Handan Koca

Yalın ayak gezdiğimiz sokaklarımız olsaydı keşke. Çığlıklarımız olsaydı, tepelerden aşağı yankılanan. İsyanlarımız ve direnişlerimiz olsaydı, çıkmaz sokakları yıkıp geçen. Vefalarımız olsaydı, gün yüzüne çıkmayan aşklarımıza. Sevmekten korkmadığımız anlarımız olsaydı. Bir tepemiz olsaydı yemyeşil, dur durak bilmeden koşsaydı yüreklerimiz. Çırılçıplak hislerimizi yüzümüze vursaydı rüzgâr. Utanmasaydık sevmekten ve hissetmekten. Keşke sen olsaydın. Yağan yağmur olsaydın bütün benliğimle hissettirseydin bana kendini. Toprak koksaydın yağmurun ardından, içime çekseydim seni. Sonra güneş olsaydın ısıtsaydın beni. Sen ve ben, biz olabilseydik. Beraber açsaydık gözlerimizi doğan güneşe. Biz olabilseydik senle. Hep bizli olsaydı kurduğumuz cümleler. Hep birbirimizde bitseydi kara geceler. Sen hep umut olsaydın. Umudum olsaydın keşke. Keşke benle olsaydın hep. Yanımda olduğun anlar uzakta olmasaydın hiç. Seni sevmeme izin verseydin de en son anlarda sevseydim seni. Delilikler yapsaydım senin için. Utanmasaydım sevmekten, özlemekten Seni seviyorum derken kızarmasaydı yanaklarım. Uçsuz bucaksız sevseydim seni ve bıkmasaydım seni sevmekten keşke izin verseydin de sevmelerimin en güzeli sen olsaydın keş keleri atsaydım boş bir çuvala kaçan aşklarımı yakalamaya çalışmasaydım hiç Ben hep seni sevmeyi istedim sen, seni sevmeme izin vermedin. Keşke hiç keşke deme şansım olmasa, keşke bu yazıyı hiç yazmasaydım da sayfalar dolusu seni seviyorum diye çığlıklar atsaydım kâğıtlara. Keşke sevgimizi mühürleseydim. Bizi okusaydı tüm gözler, tüm sözler bize imrenseydi. Her satır başı senle başlasa, seni sevmede bitseydi. Ben hep biz olmak istedim sevgili. Oysa sen hep sendin tektin bir kişilikti senin oyunun ve ben de artık. Benim arkamda sadece koca bir keşke ve hayallerdeki sevgim kaldı. Şimdi söyleyebileceğim tek cümle:hoşça kal biz merhaba sen ve ben.

Devamını Oku
Handan Koca

Dostum Nihat
Yine yeni bir gün, yine bir imtihan daha başladı. Bakalım bugün yüz üzerinden kaç verecek bana yaşam denen serüven. Ben her güne yazarak başlıyorum. Yazdığım zaman günüm daha güzel geçiyor sizleri hep yanımda hissediyorum. Bazen sana bazen Hikmet Hanım a yazıyorum.
Azizim bazen düşünüyorum da bu hayatta yazacak iki kişiden başka kimsem yokmuş. Bu daha çok acı veriyor bana. Ben diyorum kimi kırdım, kimi üzdüm de bir vefa gösteremedi bana yakınlarım. Yaşadığım zaman içinde aksi bir insan da değildim ki, herkesi hoş tutmaya çalıştım. Hele kendi canımdan kanımdan olan çocuklarıma çok yakınıyorum. Ben onlara iyi bir baba olamadım mı ki beni eskimem için buraya bıraktılar. Suat arıyor bazen işlerin yoğunluğundan şikâyetçi oluyor ‘torununda seni özledi geleceğim en yakın zamanda’ diyor.
Diyor fakat nedense o dediği gün bir türlü gelmiyor. Bazen hediyeler gönderiyor çalıştığı şirketin elemanlarıyla. Kırılgan bir teşekkürle geri gönderiyorum elemanları. Zannedersem beni hep erteliyor Suat. Oysa ben onları sevmeyi hiç ertelememiştim ki azizim. Kendimden önce onları düşündüm hep. Hikmet Hanımla beraber onlar nasıl daha çok mutlu olurlar diye elimizden geleni yaptık ama yine yetmemiş bu onlara. Beni işe yaramayan bir eşya gibi kaldırıp attılar azizim bu çok zoruma gidiyor işte. Torunlarımı sevmeme izin vermediler, beni uzak gördüler kendilerinden. Oysa ben o kadar yakındım ki onlara kendilerinden bile. Suzan’ın da zararı yokmuş hem çalışıyor hem annelik yapıyormuş. Ara sıra arıyor ama aradığı zamanda hep yakınıyor, halimi sorarken bile ‘iyisindir babacım benden iyi olduğuna eminim artık bende oraya yerleşeceğim ne güzel kafa dinlerim ’ diyor. Haklı be Nihat burada düşünecek ve kendinle baş başa kalacağın o kadar çok zaman var ki. Kapatırken telefonu ‘bir isteğin var mı? ’ diyor. ‘yok’ diyorum oysa, biraz sevgi be kızım biraz ilgi istiyorum demek isterdim. Arkadaş partilerinizden biraz fedakârlık yapsanız bir saat erken çıksanız yeter. Saatlerce süren alışverişlerinizi biraz kısın. Hafta sonları bir uğrayın hiç olmazsa. Torunları çok özledim, sizi çok özledim demek istiyorum. Diyemiyorum Nihat hiçbirini söyleyemiyorum yok diyorum hiçbir şey yok. Siz yoksunuz Hikmet Hanım yok vefa yok sevgi yok. Onlar o kadar yoğunlar ki Nihat kalpleri biraz baba sevgisini taşıyamayacak kadar yorgun dünya meşakkatinden başka ilgilendikleri bir şeyleri yok. Yokluklarda onlar öyle yoksullar ki onlar üzülmemek elde değil azizim.
Azizim senden de şüpheye düşüyordum neredeyse Nihat bana kırıldı mı ki mektuplarıma cevap yazmıyor diyordum. Oysa sende gitmişin be Nihat olmadı gönüldaşım Hikmet Hanım da sen de beni beklemediniz. Ben kimi bekliyorum ki burada zannedersem bu sorunun tek yanıtı ölüm olacak. Üzülme azizim burada insan ölümden korkmuyor. Alışıyor zamanla, kim öldü kurtuldu deniyor adına kurtuldu. Doğru sessiz sesiz ölümü beklemektense acaba bugün mü yarın mı demektense bir an önce olduğu için kurtuldu deniyor. Geriye kalanlar yani biz kurtulacağımız günü bekliyoruz. İçim tükendi azizim kimsesizlikle savaşmaktan yoruldum. Oysa sen olsan ne güzel tavla atardık, Hikmet Hanım da bol köpüklü iki kahve yapardı bize.
Ardından tatlı tatlı sohbet ederdik bazen siyaset konuşurduk, bazen bahçedeki ekme dikme işinden.

Devamını Oku