Bir yazgıdan geliyorum, gülücükleri bayramlara saklanmış çokça umut taşıyorum ceplerimde. Vaktin hayalle kesişen kapılarına koşuyorum,
Karanlığın da sevinçli olduğunu söyleyen ay hecelerini yazıyorum pencereye.. Gelir mi gelmez mi-gelir de gider mi suallerinin kaytardığı cevaplar buluyorum artık. Ayrılık lekelerinin artık bir yargı bildirmediği kelimede yetiyorum kendime. Gün ayrılık dilinden sebeplerin serpişmiş saçlarına,tel tel dolanmış anlamlarıma, pazarlıksız… Sadakat, eğildiğim dualarda avuçların gibi sonsuz huzurla kucak açıyor, Düş çocuklarımın hepsinde bu sadakat bayramının sevinci, bu ümit şenliği, bizi biz eden düğüne karışıyor…
..
İnsanlar sizi sevse ne olacak, nefret etse ne olacak. Başkalarının düşüncelerini takıntı yapmayı bırakın. Kendiniz için, kendi doğrularınıza bakın ve içinizden geldiği gibi davranın. Nasıl olsa her durumda eleştirilmiyor musunuz? Dar çerçeve gözlüklerle bakanlar tarafından. Önemli olan başkalarına değil kendinize sormanız. Ne kadar iyiyim, keyfim, moralim nasıl. Herkes kendi düş bahçesinden sorumlu. Unutmayın ki başkalarının ne düşündüğünü takıntı yapanlar tarafından eleştirilirsiniz, mutsuz ve kendi hayallerini gerçekleştiremedikleri için sizinde mutlu olmanızı istemezler. Karışma hakları var mı hayatınıza sizce? Siz izin vermediğiniz sürece...
..
Ruh düşüm, hiç bir matematiksel izdüşüme denk değil.
Bize gerekli olan kısım "düş".. düşün...Düştüm.
..
Geçtim aynanın karşısına, baktım yüzümdeki çizgilere. Geçip giden yılları gördüm. En çokta suskun yüreğimi, çocuk yüreğimi, düş bahçesinde umutlar satın alırken...
İnsan hiç kendine ağlar mı? En çokta kendine ağlarmış bunu da öğrendim...
..
ki der balıktım
düş koydum düş içine
ve bir bardağın içine
ilk sevdamdan kalan
. bir bahar dalı
diğerinden kalan kehribarı
ve bir avucun içine
..
gelinen son
varılmak istenilen
istenen son
değildir
hayali kurulan
o hayalle yaşanılan
düş
..
Çömez bir düş ayartıyorum
İkindi vakti
Çıt yok…uykuda akıllar
Soluk soluğa beklenti
Ele avuca sığmayan yasaklar
Düş düşürüyorum, ağır sancılı
Bu işi ancak sır aklar
..
Şiir bahçesinde esiyor yine esin rüzgarları.Kırılıyor en ince yerinden gül dalları.İnciniyor bülbülün ince dudakları.Öpmelerinden geriye bir yığın tarumar kalıyor.Ahhhh gül endamları yerlerde kan ağlıyor.
Yeryüzü sularını ince çizgiler halinde yaralarından süzüyor.Bir sancı halinde yayılıyor vadiler boyunca nehirler.Çocuklar suların debisinde boğuluyor.Yüreğini yırtıyor çakıl taşlarının en keskin uçlarıyla anneler. Bir yürek kanayışı denizin kıyısına varıyor.Gün batımı vaktinde hayat kan kızılı bir manzara oluyor. Mor renkli kıyılar zambakların yalnızlığına dönüşüyor.
Bir kız kızgın taşlarla oynuyor.Elleri yanık buğday tarlaları gibi cehennem kokuyor.Küçük kız bir yüce gönüllülük gösterip dünyanın taşlarını yerinden oynatıyor.Elleriyle ateşten duvarları yıkıp şiirsel duvarlar örüyor.Gül bahçesinde sarmaşıklar mısra mısra imge kokuyor. Şair kanadında bir kuş kızın saçlarına konuyor.İkisi beraber hüzzam tadında bir şarkı dillendiriyor.
Yaşlı ve olgun bir karga şiirin tam ortasına pisliyor.Dışkı kokuyor günün en verimli saatleri. Bütün gün karga kanadında ölgün düşler masmavi gökyüzünde dolaşıyor.Şiir kaçacak yer arıyor.Şair şiirini bir karganın pençeleriyle yakalıyor.Ölüme dair dizeler dünyanın kırılgan yerlerinden akıyor.Sokaklarda cinayet işleniyor.Bir savaş Fırat nehrinin kıyılarında ansızın ortaya çıkıyor.Çünkü bu nehrin adı bütün sözlüklerde kan ağlıyor. Sağır ve dilsiz bir barış Mezopotamya’da kol geziyor.
Şair düşleriyle yetiniyor.Dişlerinin arasında tok sözler bir mine gibi akıyor. Gülümseyişlerinden şiirsel ışıltılar dökülüyor.Şairler ağız tadında bir hayatı kelimelerin tat veren kıvamında yaşıyor.Düş denizinde peynir gemilerini yürütüyor.Şair gönül tokluğunda bir Afrikalı gibi yaşıyor. Afrika çiçeklerini yürek obasına dikiyor. Şair en çok zenciye benziyor.
Gün batımı kızıllığında deniz yüzünün derisini yüzüyor.Martılar çığlıklar halinde denizin mavi gözlerine saldırıyor.Kan ağlıyor deniz.Dalga dalga yayılıyor acı.İnsanlar acılara boğuluyor.Anneler bir balık gibi çırpınıyor.Kızlar ve oğlanlar bir şairin dizeleriyle güneşin altın ışıkları altında can veriyor.Çünkü şair en çok zenciye benziyor.Beyaz tenli insanları göz yaşlarının sularına katıyor.Onları düş denizine sürüklüyor.Onları kum görmüş su görmemiş bir insanın özlemiyle yakarken denizin serin sularında atıp boğuyor. Şair zenci dolu bir hapishaneye benziyor.Ne yaşıyor ne de ölebiliyor.Hep karanlığa mahkum oluyor.
..
(düş) düm
düş (ün) ce ve gerçek
arasında bir hiçtim.
bir mastürbasyonun depremi
ve huzurun rehaveti arasında
gittim- geldim
ruhumun sağanaklarında
..
Hem biliyor hem yaşıyorsan bir 'Hakk Yol' ne diyeyim; düş önüme düşş.. Hem bilmiyor hem taşlıyorsan 'sağ sol' ne diyeyim; çüş yönüne çüşş! .. (erdlerbş) ..
..
kurulmuşum düş salıncağına
aklım havada ayaklarım havada
buluta çimdik atıyorum
kuşların kanatlarıyla danstayım
yağmur damlaları misket
yirmi bir oynuyorum
düş ya
..
Hep sen diye başlayıp,
sonunu getiremiyorum..
Yokluğun bıçak acısında
susuyorum..
Borcun var bana..
Yaşanmamış bir sürü anı borcun var..
..
Biraz beyaz.
Biraz siyah.
Beyazda hayal,
Siyahta düş var.
Sonunda ne hayal,
Ne düş var.
Sonsuzlukta kaybolup gitmek için,
..
Behey rüzgar gider isen canana söyle beni
Lütfü ve keremi çoktur yakmasın böyle beni
Ben bu derde düş olalı bana Mecnun dediler
Ben nasıl Mecnun'um bilmem aramaz Leyla beni
Ben bu derde düş olalı gözlerim yaşta benim
Sinemi sitem kapladı gönlüm telaşta benim
..
Mutluluğu anlık bitirilmiş zamanlarda yaşamış körpe çocuklardık biz
İlkokul sıralarında silgi kokularıyla yaşamıştık ilk kaydadeğer hoş kafamızı
Sıcak öğretmen tokatlarıyla ısınmış
Kışı en çıplak halimizle güleryüzlü karşılamaya mecbur bırakılmıştık
..
belki mahsun yürekeler güler
ama
kaç gece suçsuz yere cezalandı
günahın tuzaklarında...
..
-yeşim'e.........
beklersin iste(me) diğini
çıkıp gel(me) sin diye
anlara bölerek zamanı
gelip dönmesin diye
düştür düşe düşer
..
Ömrünce bir mutluluk görme dünyada
Sana çok uzak kalsın erme Murad a
Hem sen sev hemde Sevil ancak rüyada
Sende benim halime düş yaşada anla
Sana yandım bir ömür harcadım bak uğruna
Allah bile dert vermez senin gibi kuluna
..
sustuklarım b/aşkaydı,
seni dizelerimde s/aklamak isterken,
senin d/okunulmasına,
cesaret edemedigin,
bir şiirdi aşk.
ve sus/amışken bir düş/e,
düş/tüm…
..
Seviyorum mu dedin?
Ne güzel söyledin.
Kuş tüyü;
Masallardan salınıp gelen.
Düş yeli;
Hülyalardan sımsıcak esen
..



