Beş yüz elli gün geçti aradan
Her biri dert ve sevinçle dolu hatıralar
Mektup bekledim, gelmezdi çoğu zamanlar
Beş yüz elli gün hasretle geçti yıllar
Gök, bulutunu sakınmasın topraktan
Toprak, suyunu esirgemesin kökten
Biz, sevgimizi eksiltmeyelim yapraktan
Yaprak, umudunu kaybetmesin rüzgârdan
Bir deli sevdaya düştüm, avare gezer gönlüm,
Ne gündüzüm belli artık, ne de geceye hükmüm.
Yollar tanımaz beni, ben kendime bile küstüm
Bir deli sevdaya düştüm, avare gezer gönlüm
Bir sevdaya düştüm yoktur söylenecek sözüm
Bakışınla yanıp kor oldum, kara gözlüm
Ne zaman adını ansam, çöker içime bir hüzün
Bir sevdaya düştüm, avare gezer gönlüm
Gamzene vurunca güneş içimde açar güller
Bir bakışıyla kıskandırır gülleri
Sarsar yüreği, unutturur dertleri
Karanlık geceyi aydınlatır güneş gibi
Bir gülüşü var ömre bedel sanki
Bir kahve içelim seninle olsun kırk yıl hatırı
Bazen dertlere sığınalım analım geçmiş yılları
Kimi zaman mutluluğa bırakalım hatıraları
Bir kahve içelim seninle olsun kırk yıl hatırı
Orta olsun fincanlarımızda hayatın tadı
Küçük bir tırtılken başlar yolculuğu
Yeşilin kucağında, saklı umutla dolu
Yavaş, yavaş büyür sabırla örer kanadını
Dönüştürür hayata, ışıkla dolu anlarını
Bir tutam huzur istiyorum, ne eksik ne fazla
Her şeyden biraz uzak, kendimle baş başa
Yaslanarak gecenin koynunda yıldızlara
Bir tutam huzur istiyorum, ne eksik ne fazla
Bir Yanım Hep Dörtdivan
Bir yanım şehirde kalsa da diğer yanım
Çam kokulu sabahlarla uyanır hâlâ.
Her nefesimde rüzgârı var oraların,
Sanki çocukluğum çağırıyor vatanımın
Yüksek dağlardan hırçın akardın
Köyümüze gelen seli bağrına basardın
Yıllarca usanmadan durmadan çağlardın
Şimdi susuzluktan kurudu bağrın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!